İlkyardım ve Uygulamaları

| |

İlk yardım kazaya uğrayan birini veya bir hastayı iyileştirme yönünde atılan ilk adımdır. Aşağıda ilkyardım uygulamalarında kullanılan bazı gereçlerle ilgili kısa bilgiler verilmiştir.

Askı

Askılar çoğunlukla yaralı kolları, bilekleri ve elleri koruyup destek sağlamak için kullanılır. Göğüs yaralarında da göğsü desteklemek amacıyla kolları hareketsiz tutan askılar kullanılabilir. Kol askıları kol yaralanmalarında ve bazı göğüs yaralarında uygulanır. Doğru uygulanan bir kol askısında el, dirsek hizasından biraz yukarıda olmalıdır. Bandın altı tüm parmak tırnakları görünür durumda bırakarak serçe parmağın köküne kadar uzanmalıdır.

Kol askıları aşağıdaki yöntemle uygulanır :

  • Oturan hastaya askıya alınacak yaralı elini ya da ön kolunu dirsekten daha yüksekte tutması söylenir.
  • Dirsek ile göğüs arasındaki açıklığı kullanarak üçgen bandın bir ucunu dirseği iyice saracak biçimde göğüsle kol arasından geçirin.
  • Kolu tutarak askının alt ucunu kolun üzerinden alın ve yaralı taraftaki köprücük kemiğinin üstündeki çukura gelecek biçimde balıkçı düğümüyle bağlayın.
  • Son olarak tepe noktasını öne doğru çekip bir çengelli iğneyle askının önüne tutturun.
  • Askının ve bandın kan dolaşımını engellememesine özen gösterin ve durumunu buna göre ayarlayın.

Ayrıca gerekli askı gereci bulunamadığında pratik bir askı yöntemi uygulanabilir. Mesela, yaralı kol ceket düğmelenerek arasına asılabilir. Ceketin bir eteği yukarı kıvrılarak kol bunun arasın konur ve ceket eteğinin ucu göğüse çengelli iğneyle tutturulabilir. Başka bir yöntem de yaralı taraftaki elbise kolunu boşa çıkararak onunla yaralı kolu askıya almaktır.

Kanamayı önlemek, sargıyı tutmak, şişmeyi engellemek, eklemlere destek sağlamak, hareketi sınırlamak amacıyla bantlar kullanılır. Kanamayı denetim altına almak, akıntıları emmek amacıyla yaraların üzerine örtülen steril koruyucu örtülere sargı adı verilir. Sargı yaparken eller çok temiz olmalı, yara ve çevresi oksijenli suyla temizlenmelidir. Yara bölgesindeki toz, toprak, cam parçaları varsa bunlar bol suyla temizlenmeli ancak yabancı cisim bulunan yaralara sargı yapılmalı üzerine baskı yapılmadan bol miktarda katlanmış steril gazlı bez konulmalıdır.

Yaralı bölge sargı bezi ile çok sıkmadan yaranın her yerini aynı ölçüde kaplayacak biçimde sarılır. Sarma işlemi bittikten sonra sargı bezini kenarı flasterle yapıştırılır.
Bir darbe sonucu ortaya çıkan şişlikleri azaltmak, ağrıyı dindirmek amacıyla soğuk kompres uygulanır. Bir pamuk tampon, havlu ya da benzeri bir kumaş çok soğuk suya batırıldıktan sonra bu hafifçe sıkarak şişliğin üzerine konulur. Tamponun soğukluğu azaldıkça yenisiyle değiştirilir ve uygulama beşer dakika aralıkla olarak sürdürülür. Soğuk kompres için içi buz dolu lastik torba da kullanılabilir. 

Hasta ve Yaralı Taşıma Yöntemleri

Bir hastayı ya da yaralıyı güvenli biçimde taşımak için çeşitli yöntemler vardır. Acil durumlarda hasta sedyesiz olarak taşınması gerektiğinde uygulanacak bazı yöntemler aşağıda anlatılmıştır.

Beşik yöntemi

Zayıf hastaların ya da çocukları taşımak için bir kolunuzu kalçanın altından geçirip öteki kolunuzla bel üstünden sırta doğru kavrayarak kucaklayın. Kendinizi iyice tartıp dengeledikten sonra yavaş ve güvenli adımlarla yürüyün.

Sürükleme yöntemi

Yaralı ya da hasta ayağa kalkacak durumda değilse ve hemen bulunduğu yerden uzaklaştırılması gerekiyorsa kollarını göğsünün üzerinden çapraz toplayın. Sonra hastanın başucunda çömelip ellerinizi omuzların altından geçirerek ve başını da kollayarak yerde geri geri çekin.

Omuzlama yöntemi

Bilinci yerine ve yürüyebilecek durumdaki hastayı ayağa kaldırın. Yanında durarak sizden yana olan kolunu omzunuzun üzerinden boynunuza alıp elini öteki elinizle tutun. Ters taraftaki kolunuzu da hastanın beline dolayarak ve ağırlığını bir ölçüde omuzlarınıza alarak birlikte yavaş yavaş yürüyün.

Sırta alma yöntemi

Hasta ağır değilse ve sarsılmasının pek sakıncası yoksa öne geçip çömelerek iki kolunu boynunuzun iki yanından tutup göğsünüzün önünde kavuşturun, sonra ayağa kalkıp, hasta sırtınızda olduğu halde yürüyün.

Dört el oturağı

Bu yöntem, bilinci yerinde ve kollarıyla tutunma yeteneği olan hasta için iki kişiyle birlikte uygulanır. Hastayı taşıyacak kişiler yüzleri birbirine dönük karşılıklı durur. Birbirlerini bileklerini çaprazlama tutarak bir oturak oluşturur. Hastaya sırtından yaklaşarak çömelinir ve hastanın bir kolunu taşıyıcılardan birini diğerini ötekinin omuzuna atarak tutunması sağlanır. Sonra ayağa kalkarak hasta kenetlenmiş ellerin üzerinde taşınır.

İki el oturağı

Hasta yaralı veya bitkin durumda ise bu yöntem uygulanır. Taşıyıcılar hastanın iki yanında çömelir. Birer kollarını hastanın kalçasıyla dizleri arasından uzatarak birbirlerini bileklerinde sıkıca tutar ve hastanın buraya oturmasını sağlarlar. Öteki kollarını da hastanın sırtından uzatarak omzunu sımsıkı kavrar ve ayağa kalkıp yavaş yavaş yürürler.

İtfaiyeci taşıması

Bu yöntem hastayı taşırken bir elin boşta kalması gerekiyorsa uygulanabilir. Çocuk veya zayıf hastalara rahatlıkla uygulanabilir. Hasta kendi kendine ayağa kalkacak durumda değilse, yüzükoyun yatırıp başucunda ayakta durun. Kollarınızı hastanın koltuk altlarından geçirerek hastayı önce dizleri sonra ayakları üzerinde kaldırın. Sol elinizle hastanın sağ bileğinden tutun. Başınız hastanın uzanan sağ kolunun altında, omzunuz da karnın alt tarafına gelecek şekilde eğilin ve yavaşça omuzlarınızın üzerine düşmesini sağlayın. Sağ kolunuzu hastanın bacaklarının arasına ya da bacaklarını çevresine dolayın. Hastanın ağırlığını sağ omzunuza alarak ayağa kalkıp vücudunu iki omzunuzun üzerine doğru çekin. Hastanın sağ bileğini sağ elinizle kavrayarak sol kolunuzu serbest bırakın.

Sandalye ile taşıma

Hasta oturacak durumda ise ve merdivenli bir yere götürülecekse bu yöntem uygulanır. hasta sandalyeye oturduktan sonra bir kişi sandalyenin arkasıyla hastayı, ikinci kişi ise sandalyeyi ön ayaklarından tutmalıdır. Sandalyenin iki yanını korkuluklu olması yararlıdır. Sandalye geriye doğru eğilerek kaldırılır.

Ecza Dolabı ve İlkyardım Malzemesi

Ecza dolabında her evde olması gereken bir sağlık gerecidir. İlaç ve ilk yardım malzemelerinin saklandığı bu dolap çocukların erişemeyeceği, kuru ve serin bir yerde bulunmalıdır.

İkaz

Hangi durumlarda hangi ilacın kullanılacağını doktor belirlemeli ve dolabınızda çeşitli hastalıklar için bulunduracağınız ilaçlar buna göre temin edilmelidir.

Ecza dolabında bulunması gereken ilaçlar :

  • Kesik ve sıyrıklar için antibiyotikli merhem
  • Yanık ve cilt tahrişleri için merhem
  • Burkulma ve baş ağrısı gibi ağrılar için ağrı kesici ilaçlar
  • Hazımsızlık ve yanma için antasit tablet veya şurupları
  • Ateş düşürücü ilaç ve şuruplar
  • Alerji için antihistaminik ilaçlar
  • Zehirlenmeler için aktif kömür
  • Bulantı kesici ilaçlar
  • Kaşıntılar için losyonlar, kortizonlu merhemler
  • Vazelin
  • Güneş kremi

İlk yardım malzemesi

  • Steril pamuk paketi
  • Steril gaz bezi (çeşitli büyüklüklerde)
  • Steril sargı bezleri
  • Elastik bandaj
  • Yara bandı
  • Flaster
  • Çengelli iğne
  • Küçük bir ayna
  • Cımbız
  • Makas
  • Termometre
  • Alkol
  • Amonyak
  • Tentürdiyot, mersol, betadin gibi antiseptik çözeltiler
  • Oksijenli su

 Kazalar Korunma yolları ve Yapılması gerekenler

Elektrik Çarpması

Yüksek gerilimli elektrik akımının vücuttan geçmesi sonucu oluşur. Gerilim (voltaj) ne kadar yüksekse ölüm tehlikesi o ölçüde artar. Evlerde kullanılan elektrik akımı ıslak el ve ayak yoluyla çarptığında kalb durması sonucunda ölüme neden olur. Elektrik akımının giriş ve çıkış noktalarında yanıklar dikkat çeker. Kauçuk, plastik eşyalar, yalıtkan bir sopa, kıvrılmış bir gazete veya tahta parçası ile kişi elektrik akımından ayrılır. Çevrede bu işe yarayacak bir eşya yoksa kazazedenin elbisesini bol bir yerinden tutarak çekebilirsiniz. Bu arada çevrenin ıslak olmamasına dikkat edilmelidir çünkü su elektrik akımını iletir ve kurtarıcı kişinin de akıma kapılmasına neden olur. Solunum durması varsa ağızdan ağzı suni solunum ve kalb durmuşsa dıştan kalb masajı uygulanır. Hastanın bilinci yerinde ise ve kendini iyi hissediyorsa bile bir hastaneye götürülmeli ve kalb elektrosu çeki.bmelidir. Akımın girip çıktığ yerlerdeki yanıklar da tedavi edilmelidir.

Güneş Çarpması

Kızgın güneş altında uzun süre kalanlarda ve daha çok çocuklarda görülen bir yaz hastalığıdır. Şiddetli baş ağrısı, bulantı, kusma ve yüksek ateşle kendini gösterir. Hasta serin bir yere götürülmeli, vücudu sıkan giysiler çıkarılmalı başına soğuk kompres veya buz torbası konulmalıdır. Ateş çok yüksek ise ıslak bir çarşafla vücut sarılmalı, hasta havadar bir yerde tutulmalı ve serin bir cankurtaranla hastaneye taşınmalıdır. Başa ve kasıklara uygulanan soğuk kompres vücut sıcaklığını düşürecektir.

Havale

Küçük çocuklarda ateşli hastalıkların yol açtığı bir durumdur. Havale belirtileri çırpınma, kol ve bacaklarda kasılma, katılma, ani ses çıkarma, çığlık, bazen dışkı ve idrar kaçırma, ağız köpürmesidir. Çocukta solunum durması veya hırıltılı solunum olabilir. Çocuğun havale geçirmesi durumunda hemen doktora haber verilmeli çocuğun giysileri çıkarılarak serinletilmelidir. Baştan başlanarak aşağı doğru suyla ıslatmak yararlı olabilir fakat çocuğu üşütmemeye dikkat edilmelidir. Sık sık havale geçiren çocuklar hastalandığında da ateş düşürücü ilaçlar verilerek ateşin fazla yükselmemesine dikkat edilmelidir.

Hayvan Isırıkları

Kedi köpek gibi evcil hayvanlar kuduz gibi öldürücü hastalıkları taşıyabilirler. Bu nedenle ısıran hayvanın sahibinden hayvanın aşıları konusunda bilgi edinilmeli ve hayvanın davranışları incelenmelidir. Hayvanın ısırdığı yer sabunlu su ile iyice temizlenmeli, hayvan salyasını yarayla temas etmemesine özen gösterilmelidir. Yara bol su ile yıkandıktan sonra antiseptik bir madde sürülmeli, kuru ve steril bir pansumanla örtülmelidir. Sahipsiz ve vahşi hayvanların ısırması durumunda kuduz olasılığı göz önüne alınarak mutlaka doktora başvurulmalı hayvan kaçmamış ise gözetim altına alınmalıdır. Kuduz şüphesi durumunda aşılar aksatılmadan uygulanmalıdır.

İnme

Beyinde kan dolaşımını azalması sonucunda bedenin bir yarısında uyuşma, güçsüzlük, karıncalanma, bazen konuşma güçlüğü, yüz kaslarında gevşeme ve ifadesizlik, göz bebeklerinin çapında değişiklik, çift görme, baş dönmesi gibi belirtileri olan bir tablodur. İnmeye yol açan dolaşım bozukluğu bir kanamaya, bir toplardamar veya atardamarın pıhtıyla tıkanmasına bağlı olabilir. belirtiler birkaç saat ya da bir iki gün içinde ilerler veya ani ve kısa sürede yerleşirler İnmenin çeşitli biçimlerinin ayırt edilmesi kesin tedavi ve sonuç açısından önem taşısa bile ilk yardım ve acil girişim önlemleri aynıdır. Hasta sakin tutulmalı, solunum yollarının açık olmasına dikkat edilmeli, oksijen verilmeli, yaşam belirtileri (solunum kalp atışı, nabız) izlenmelidir. ağız yoluyla yiyecek ve içecek verilmemelidir. Bilinci açık hastanın karşısına oturulmalı, göz bağlantısı kurulmalı ve hasta ile yavaş ve açık bir şekilde konuşulmalıdır

Kalp Durması

Kalbin etkili kasılma ve kan pompalama gücünün ani olarak ortadan kalkmasına bağlı dolaşım durmasıdır. Kalp krizi elektrik çarpması, zehirlenme gibi nedenlerle ortaya çıkar. Hastada ani bilinç kaybı, nabız durması, kalp seslerinin duyulamaması, solunum durması, morarma meydana gelir, göz bebekleri genişlemiştir. İlk yardıma ilk 3 dakika başlanırsa sonuç alınabilir. Hastayı sert bir yere yatırarak ayaklarını 30-45 derece yukarı kaldırmalıdır. Göğüs kemiğinin alt yarısına vurulacak kuvvetli bir yumruk kalbi çalıştırabilir. Solunum yolları açık tutulur suni solunum uygulanır. Kapalı kalp masajı uygulanır.

Kalp Krizi

Kalbi besleyen koroner atardamarların daralması vela tıkanması sonucunda beslenemeyen kalp kasının bir bölümünün ölmesidir. Hastada göğüs ağrısı, sol kola, boyuna veya sırta yayılan ağrı, sıkıntı hissi, terleme, nefes darlığı, bulantı gibi belirtiler olabilir. Kalp krizi geçirdiğinden şüphelenilen hasta sakinleştirilmesi, acil durumda alması gereken ilaçları verilmeli ve en kısa sürede bir koroner yoğun bakım birimine gönderilmelidir.

Kalp Masajı

Kalp durmasında uygulanan kalbi yeniden çalıştırma yöntemidir. Hasta sert bir zemine yatırılır. Baş arkaya eğilir, çene yukarı kaldırılır ve dilin geri kaçıp solunum yolunu tıkamamasına dikkat edilir. Her iki el göğüs kemiğinin üçte bir alt kısmına üst üste yerleştirilir. Alttaki el hiç oynatılmadan üstteki el göğüs kemiğini 3-5 cm içeri itecek şekilde kuvvetle bastırılır, bir an beklenip baskı kaldırılır. Bu işle dakikada 60-70 defa ritmik olarak tekrarlanır. Yardımcı biri bulunursa her 4-5 kalp masajından sonra bir suni solunum için ara verilir. yardımcı yoksa 5 kalp masajına karşılık 1 suni solunum yapılır. Kalp masajına 5 saniyeden fazla ara verilmemelidir. Kalp masajı çocuklarda tek elle, bebeklerde ise iki parmakla yapılır.

Kanamalar

Damarlarda dolaşan kanın çeşitli nedenlerle damar dışına çıkarak kaybedilmesidir. Damarların bütünlüğünü bozan kesici ve delici yaralanmalar kanamalara neden olur. Vücudun dışından gelen bu tip yaralanmalar özellikle cildin damardan zengin yerlerinde ise bol miktarda kanama görülebilir ya da derine giden bir delici yaralanma büyük damarların kesilmesine yol açarak yaşamı tehdit eden kanamaya neden olur. Yüksekten düşme, trafik kazası ve patlamalar veya kronik hastalıklar gibi nedenlerle vücudun iç organlarındaki damarların hasar görmesi sonucunda vücudun iç boşluklarına (kafatası, göğüs ve karın boşlukları) kanamalar olabilir. Bu kanamalara iç kanama adı erilir.

Dış kanamalar : Deride yaralanmaya yol açan zedelenmeler kafa derisi gibi bol damarlı bölgelerde daha fazla kanamaya neden olur. Kanama fazla da olsa bu tür kanamalar temizlendikten sonra sorun çıkarmadan düzelir. Orta boy ve büyük toplardamar ve atardamar kesiklerinde daha önemli kanamalar görülür. Kirli kan taşıyan toplardamarlarda kanın rengi daha koyu akım düzenli ve daha azdır. Temiz kan taşıyan atardamar kanamalarında ise kanın rengi daha açık ve kanama kısa aralıklarla fışkırır tarzdadır. Damar kesiklerinde kanamayı durdurmak için damarın üzerine temiz bir bezle veya bulunamazsa elle baskı yapılmalı ve kesilen yerin üzerinden sıkı bir turnike uygulanmalıdır. Büyük damarların kesilmesine bağlı olarak uzun süre devam eden kan kaybı hastayı şoka ve ölüme götürebilir. Kanamayı durdurmak, yaranın temizlenmesini sağlamak ilk adımlardır. Kanamanın durdurulamadığı derin yaralanmalarda hasta daha fazla kan kaybetmeden bir an önce hastaneye götürülmelidir.

  İç kanamalar: İç kanamalar dışarıdan belli olmadığından ilk yardımı yapan kişiler ancak hastanın iç organlarındaki hasar sonucunda şiddetli ağrısının olması, renginin solması, soğuk soğuk terlemesi ve bilincinin kapanması gibi şok belirtilerine bakarak iç kanamayı anlayabilirler. Her türlü kırılmada kırık çevresinde bir iç kanama meydana gelir. Mesela uyluk kemiğinin kalça hizasından kırılması en azından 1 litre kan kaybına yol açan iç kanamaya neden olabilir. Dalak gibi bazı organlar bisikletten düşme, otomobilin direksiyonuna çarpma gibi basit darbelerde bile patlayarak cerrahi girişim gerektiren iç kanamalara neden olabilir. Bu bakımdan kazaya uğrayan kişilerin olası iç kanama belirtileri yönünden izlenmelidir. İç kanama durumunda hastayı bir an önce hastaneye yetiştirilmelidir. Bu sırada hastanın tansiyonun daha fazla düşmesini önlemek amacıyla hastayı yatırmak ve bacaklarını yukarı kaldırmak gerekir. Kazalar dışında hemofili gibi kanın pıhtılaşmasını bozan hastalıklar ve bazı ilaçlar, kronik karaciğer hastalıkları, bazı kötü huylu hastalıklar, vitamin noksanlıkları hastalarda kanamaya eğilimi artırabilir. Bu hastaların vücudun çeşitli deliklerinden kanama durumunda hemen doktora başvurmaları gerekir. Kadınlarda üreme sistemiyle ilgili nedenler kanamaya yol açabilir.
İdrar yollarından, makattan gelen kanamalar, kan tükürme ve mide kanamalarında görülen kahve telvesi gibi sindirilmiş kan içeren kusmalar mutlaka doktor müdahalesi gerektiren durumlardır.

Kramp

Kasların ani ve ağrılı gerilmesidir. bedensel egzersiz veya uyku sırasında kaslara kramp girebilir. Kramp en sık baldık kaslarında olur. Sıkı çorap lastikleri veya dar ayakkabılar kramplara yol açabilir. Yaz aylarında spor yapanlarda aşırı terlemeyle fazla tuz kaybı nedeniyle kas krampları görülebilir. Bu nedenle sıcak havalarda spor yapanlar düzenli sıvı ve tuz almaya dikkat etmelidir.
Kramp girdiğinde telaşa kapılmadan bölgeyi rahat bir konma getirerek gevşetici masajlar yapın, birkaç dakika içinde kaslar normale dönecektir. Kramp anında şiddetli müdahaleden kaçınmalı ağrı uzun sürerse bölgenin üzenine nemli ve sıcak bir havlu örtülmelidir.

Kulağa Yabancı Cisim Kaçması Kulağa kaçan yabancı cisimler geçici işitme güçlüğüne neden olur. derine giden yabancı cisimlerin ise kulak zarına zara verme olasılığı vardır. Kulağa kaçan böcekler parmakla çıkarılmamalıdır. Böcek vızıltısını kesmek için iki damla zeytinyağı, giliserin veya vazelin damlatılır ve böceği çıkartması için doktora başvurulur. Yabancı cisimleri çıkartmak için sivri araçlarla kulak kurcalanmamalıdır.

Şok

Dolaşım yetersizliği nedeniyle dokulara yeterli kan gitmemesidir. Kan kaybı, kalbin pompalama yetersizliği, ani damar değişimler (genişleme/daralma) gibi nedenlere bağlıdır. Şoktaki hastanın tansiyonu düşüktür, kalp hızlı, nabız hafiftir. Solunum hızlanmıştır, cilt nemli ve soluktur. Burun, el ve ayaklarda morarma ve soğuma olabilir. Şokun son döneminde bilinç bulanıklığı ve ardından ölüm görülür. Şoktaki hasta düz yatırılarak bacakları 30 derece yukarı kaldırın ama nefes darlığı varsa bacakları yükseltmeyin. Hasta yalnız bırakılmamalı, sıcak tutulmalı, dolaşımı kolaylaştırmak ve solunuma yardımcı olmak için dar giysileri gevşetin. Susuzluktan yakınan hastaların dudaklarını su ile ıslatın ancak içecek şeyler vermeyin. Soluma hızı, nabız ve yanıt verme düzeyi, mümkünse tansiyonu sık aralıklarla kontrol edin. Hastada kusma olasılığı belirir veya bilinç kapanırsa yana döndürerek güvenli konuma getirin. Kalp ve solunum durmasında suni solunum ve kalp masajına başlayın. Şoktaki hastayı vakit geçirmeden hastaneye kaldırın. Güvenli konumu koruyarak ve başı biraz daha aşağıda tutarak sedye ile taşıyın.

Tansiyon Düşmesi

Tansiyon düşmesi kısa süreli baş dönmeleriyle kendine belli eder. Aniden yataktan kalkıldığında veya ani bir hareket yapıldığında baş dönmesi olur. Kan dolaşımı tekrar normale dönünceye kadar hasta bir yere oturtulmalıdır. Tansiyon düşüklüğünden yakınanlar ani hareketlerden kaçınmalıdır. Çok fazla sıkmayan karın korseleri yararlı olabilir. Yemek aralarını çok uzatmamak gerekir. Doktora danışılarak kan basıncını geçici olarak arttıran ve dolaşımı düzenleyen ilaçlar kullanılır. Kahvenin tansiyon yükseltici etkisinden de yararlanılabilir. Başkaca bir zararı yoksa yazın aşırı terleme nedeniyle tuz kaybına bağlı tansiyon düşmelerinde tuzlu ayran içilmesi, tuz ve sıvı alımının arttırılması yararlı olabilir.

Tansiyon Yükselmesi

Yüksek tansiyonun tanımı, sistolik basıncın 160 mm civa (veya üzerinde olması) ve diyastolik basıncın 95 mm civa”dan yüksek olmasıdır. Bu düzeyler arasındaki basınçlar ile normal değerler arasındaki değerler (140 mm civa”nın üzerinde olan bir sistolik basınç ve 90 mm civanın üzerinde olan bir diyastolik basınç) “sınırda yüksek tansiyon” olarak kabul edilir. Başta dolgunluk hissi, başın arka tarafından ağrı, kulak çınlaması, görme bulanıklığı, bulantı gibi belirtiler bulunabilir veya hiçbir belirti de olmayabilir. Yüksek tansiyonunuz varsa günlük kan basıncı ölçümü hayatınızın bir parçasıdır. Kan basıncının ölçümünde kullanılan mekanik, civalı ve elektronik tipte aletler vardır. Kullanımları pratik olmakla birlikte bu aletleri kullanırken bazı noktalar dikkate etmek gerekir. Mesaneniz doluysa ya da kısa bir süre önce kahve veya sigara içmişseniz kan basıncınız yüksek çıkabilir. Kan basıncı ölçümünden önce 5 dakika sakin bir şekilde oturmak gerekir. Ölçüm sırasında kolunuz bir masa veya sandalyenin kolu üzerinde ve kalp hizasında olmalıdır. Sağ kolunu kullananlarda tansiyon sol koldan, sol kolunu kullananlarda ise sağ koldan ölçülmelidir. Aletin manşonu (şişen bölümü) üst kola takılır, manşonun alt kenarı dirsekten 2.5 cm kadar yukarıda olmalı ve kola iyi oturmalıdır. Aletle birlikte kullanılan ve nabız seslerini dinlemeye yarayan stetoskopun tamburu, kolun iç yüzünde bükülmüş dirseğin üzerinde manşonun hemen altına yerleştirildikten sonra aletin manşonu şişirilir ve göstergeye bakılarak ibre hızlı olarak, beklenen sistolik basınç değerine 30 mmHg yukarısına kadar yükseltilir. Balonun ucundaki vida açılarak basınç saniyeli 2-3 mmHg düşecek şekilde yavaş yavaş söndürülür. Basınç düşerken nabız sesleri dinlenir ve seslerin ilk duyulduğu nokta sistolik basıncı, atımların son duyulduğu nokta ise diyastolik basıncı gösterir. Ölçümü doğrulamak için bu işlem bir kez daha tekrarlanır. Yüksek tansiyonu olan bir kişiye için ilk tavsiye, yaşam tarzını değiştirmesi olacaktır. Tedavinin ilk adımı fazla kiloların verilmesi, yemekle alınan tuz miktarının kısıtlanması, varsa alkol ve kahve tüketiminin kısıtlanması ve fiziksel egzersizin arttırılmasıdır. Bu önlemlerle tansiyon 3-6 ay içinde normale inmemişse ilaç tedavisi gerekebilir. Tuz, yüksek tansiyonda önemli bir faktördür çünkü fazla tuz, dolaşımdaki sıvı miktarını, dolayısıyla kalbin yükünü arttırır. Günlük ihtiyacın karşılanması için yarım çay kaşığı tuz yeterlidir. Oysa ortalama olarak yemeklere günde 3-4 çay kaşığı tuz alınmaktadır. Bu bakımdan tuzlu besinlerden kaçınmanın yanı sıra yemeklere sofrada tuz konulmamalı, tuzsuz ekmek yenilmelidir. Hazır gıdaların peynirlerin, pastırma, sucuk salam gibi besinlerin, ketçap ve benzeri sosların içinde bol miktarda tuz olduğu hatırlanmalıdır. Tansiyon normal olsa bile tuz kısıtlaması, yüksek tansiyondan koruyacaktır. Tuz kısıtlaması basit ve kolay bir önlemdir. Kilo verilmesi kalbin yükünü hafifletir ve ilaç kullanılmadan tansiyonun düşürülmesini sağlayabilir. Bedensel egzersiz yapılması, yani hareket ve yürüyüş hem kilo verilmesi hem de kalbin çalışmasını düzenleyerek yüksek tansiyonu düşürmeye katkıda bulunacaktır. Ancak bir egzersiz programına başlamadan önce doktorunuza danışmanız gerekir.

Taşıt Tutması

Her yaşta görülebilen ama daha çok çocuklarda ortaya çıkan, yaş ilerledikçe azalan bir hastalıktır. Nedeni, bazı kişilerde iç kulakta dengeden sorumlu yarım daire kanallarının harekete karşı aşırı hassas olmasıdır. Bu hassasiyet yaş ilerledikçe azalır. Taşıt tutmasına eğilimi olanlarda bulantı, kusma gibi belirtilerden önce terleme, baş ağrısı ve halsizlik görülebilir. Genellikle yolculuğa çıkmadan önceki gece veya yolculuk sabahı bulantı giderici veya taşıt tutmasını önleyici ilaçlar alınabilir. Yolculuk sırasında baş koltuğa dayanarak koltuk yatırılmalıdır. Yolculuk sırasında okumaktan kaçınılmalıdır. Taşıt tutanlar aracın az hareket eden (deniz araçlarının orta, uçağın kanatlarına yakın) bölümlerine oturtulmalıdır. Sürekli ufuk çizgisine veya araç içindeki sabit bir noktaya bakmak yararlı olabilir. Taşıt tutması olanlar yolculuk öncesinde ağır yemeklerden ve alkol almaktan kaçınmalıdır.

Yanıklar

Giysileri tutuşmuş olan bir kimsenin paniğe kapılarak koşmasını önleyin. Kaza kapalı bir yerde olmuşsa yanan kişinin dışarı çıkması önlenmelidir çünkü hava akımı ve kişinin hareketleri yanmayı arttracaktır. Yanan kişi hemen yere yatırılmalı, su ile ıslatılmalı veya üzerine halı, battaniye, perde gibi alevleri oksijensiz bırakacak bir örtü atılmalıdır. Alevleri bastırmak için naylon veya kolay tutuşan kumaşlar kullanılmamalıdır. Kazazede yerde yuvarlanmamalıdır, bu daha önce yanmamış yerlerin de yanmasına yol açar. Cilt ve cilt altı dokularının alev, buhar, sıcak su gibi etkenlerle tahrip olmasıdır. Yanık derinliği üç derece ile ifade edilir:

  • 1. derece: Ciltte kızarıklık (güneş yanığı)
  • 2. derece: Üst derinin tam hasarı ve içi sıvı dolu kabarcıkların oluşması.
  • 3. derece: Ciltaltı tabakalarının ve daha derin tabakaların yanması.

Yanıklar ve haşlanmalar evde ve iş yerlerinde sık görülen olaylardır. Özellikle de çocuk ve yaşlılarda büyük ve derin yanıklar ölümle sonlanabilir. Yanık deri vücuttan sıvı kaybına neden olduğundan ve infeksiyon tehlikesi nedeniyle titiz bir şekilde bakılmalıdır. Doku hasarını önlemek, ağrıyı ve şişmeyi azaltmak için yanıkları hemen soğutmak gerekir. Soğutmada en etkili yöntem yayan bölgeyi soğuk suyla yıkamaktır. küçük yanıklar yerinde tedavi edilebilir ancak bebek ve yaşlılardaki yanıklar ayrıca göz, yüz, boyun, el, ayak ve apış arası yanıkları özel tedavi gerektirir. Buharlar, kimyasal maddeler, tahriş edici gazlar ve elektrik çarpmasıyla oluşan yanıklar da hastanede tedavi gerektirir. Bu kişilerde kimyasal maddeler ve duman solunum yoluyla akciğerlere de zarar vermiş olabilir.

Yanıklarda ilk yardım olarak yapılması gerekenler

  • Yanmış deriyi 10 dakika süreyle basınçsız akan soğuk suyun altına tutun. Ağrı dinmezse daha uzun süre soğuk suya daldırın.
  • Yanan alan şişmeye başlamadan önce buradaki yüzük, saat, kemer, ayakkabı gibi sıkı eşyaları yavaşça çıkarın.
  • Yanan bölgedeki yanmış veya yanıcı maddeye bulaşmış giysileri soğumaya başladıktan sonra yavaşça veya mümkünse keserek ciltten uzaklaştırın. Yanığa yapılmış olan şeyleri çıkarmaya çalışmayın.
  • Bu alanı steril bir bezle veya yanıklar için özel olarak hazırlanmış sargılarla kapatın. Yapışkan sargılar kullanmayın
  • Yüz yanıkları için steril bir bezden maske yapın. Burun, ağız ve gözler için delikler açın.
  • Çok yanmış kol ve bacakları kımıldamayacak duruma getirin.
  • Hastanı bilinci yerindeyse sıvı kaybını karşılamak için sık sık su içirin.
  • Yanıklara losyon veya yağlı maddeler sürmeyin.
  • Kabarcıkları patlatmayın ve yanık alana herhangi bir müdahalede bulunmayın.
  • Tedavi için bir sağlık merkezine başvurun.

Oyuncaklardaki Katkı Maddeleri ve Tehlikeleri

Özellikle üç yaşın altındaki çocukların buldukları hemen her şeyi ağızlarına götürmeleri oldukça alışıldık ve fakat aynı zamanda oldukça tehlikeli bir durumdur. Bebeklerin ağızlarına götürdükleri hemen her şeyi anında müdahale edip ellerinden veya ağızlarından alırız. Ancak bu temkinli olma hali nedense oyuncaklar söz konusu olduğunda pek gösterilmez. Halbuki çocuklarımızın sağlığını tehdit eden maddeler arasında en tehlikelisi oyuncaklardır. Oyuncaklar çocuklarımızın sağlığını tehdit ediyor. Ama nasıl?

Sizlere ilk önce çeşitli zamanlarda basın yayın yolu ile bu konuda gündemimize girmiş olan iddiaları hatırlatmak istiyorum: Mattel Chicco, Safety, Playwell, Fisher Price, Tyco No Valex gibi büyük firmaların ürettiği bazı oyuncaklarda bebeklerin sağlığını tehdit edecek düzeyde kimyasal madde bulunmaktadır. Bu maddenin adı “FTALAT” .

Bu madde PVC’li oyuncaklarda yumuşatıcı olarak kullanılıyor. Aslında sert bir madde olan PVC ye ftalat katıldığında ancak yumuşuyor. Ama ftalat’ın bir özelliği var; zamanla çocukların oyuncağı kullanmaları esnasındaki sürtünmeler, üzerine basmalar ve ısırmalarla kimyasal olarak PVC’den ayrılıyor. İşte çocuklarımız ftalat kullanılan oyuncakları ısırırken aslında biraz da ftalat yutuyorlar.

Ftalat Ne Yapıyor?

Fareler üzerinde yapılan deneylerde karaciğer, böbrek, üreme organları ve lenf sistemi üzerinde kronik zehirli etkisi olduğu tespit edilmiş bulunuyor.

Ayrıca yine aynı deneylerde ortaya çıktığına göre karaciğerde tümöre, embriyo ölümlerine, kısırlığa, anormal doğumlara neden olduğu ve tümör oluşumunu teşvik ettiği tespit edilmiştir.

Oyuncaklardaki Katkı Maddeleri İzin Verilenlerden “33 ” Kat Daha Fazla

Greenpeace örgütü, büyük marketlerin yanı sıra dünyanın en büyük oyuncak satış mağazası TOYS’R US’larda satılan oyuncakları laboratuvar incelemesinden geçirdiğinde çarpıcı sonuçlar ortaya çıkmıştı.

Araştırmada üç yaşın altındaki çocuklara yönelik 23 oyuncak üzerinde yaptığı araştırmada 11 oyuncakta zararlı yumuşatıcıların açığa çıktığı, özellikle 7 oyuncakta bunun yüksek oranda olduğu ve izin verilen sınır değerlerinin tam 6 katı üstüne çıktığı tespit edilmiştir.

Şaşırtıcı Durum

Bu şaşırtıcı durumun ne olduğunu bir Greenpeace üyesi şöyle anlatıyor: “Oyuncaklarda yüksek miktarda bulduğumuz kimyasal maddelerden biri de DINP. Bu maddeyi laboratuvarda incelemek üzere aldığımızda üzerinde “DOKUNMAYIN ” yazılı büyük bir ikaz ilanı dikkatimizi çekti. Böylesine tehlikeli maddeyi kimse ağzına götürmeyi düşünmedi bile.”

Oysa oyuncakçıdan aldığımız PVC’den yapılan diş kaşıma ve ısırma halkalarının üzerinde “tehlikesizdir” yazıyor. İçinde yüksek miktarda bu tehlikeli maddeden olmasına rağmen anne babaların bu durumdan haberleri yok.

Evet bütün bu okuduklarımızdan sonra biraz daha dikkatli olacağımızı sanıyoruz. Ben şahsen buna dikkat ediyorum. Annelerimizin veya ninelerimizin dişleri çıkmakta olan ve kaşınan çocukların ellerine kuru veya yeşil soğan ya da havuç vermeleri galiba daha sağlıklı ve doğru ne dersiniz ?

Kaynamış Su mu, Yalnızca Su mu?

Çoğumuzun yaptığının aksine kaynamış su değil, yalnızca su diyoruz. Neden mi:

Suyun Sertliği Azaldıkça

Çeşitli laboratuvarlarda yapılan araştırmalarda suyun sertliği azaldıkça kalp hastalıklarından ölümlerin arttığı tespit edilmiştir. Bu sebeple uzmanlar, içme suyunun doğal haliyle tüketilmesi gerektiğini belirtiyorlar.

Hipertansiyon ve Su

Yumuşak su kullananlarda hipertansiyonun da sıklıkla görüldüğünü belirten uzmanlar, içimi kolaylaştırmak için sertliğini gidermenin çok yanlış olduğunu belirtiyorlar.

Şunu unutmamak gerekir ki suyun sertliği, temas ettiği topraktaki minerallerin erimesinden meydana gelmektedir. Suda sertliği meydana getiren kalsiyum ve magnezyum mineralleri kaynatıldığında, niteliklerinin büyük bir kısmını kaybetmektedir.

Doğal Dengeyi Bozmayın

Su sertliği azaltıldıkça her tür kardiyovasküler hastalıklar ve hipertansiyonun çoğaldığı tespit edilmiştir.

Bugünkü dikkatler kalp kaslarındaki magnezyum miktarı ile topraktaki magnezyum miktarı arasındaki yakın ilişkiye yönelmiştir. Bütün bu sonuçlar, ihtirasları yüzünden doğal dengeyi bozan insanların kendi elleriyle kendi sağlıklarını tehlikeye attıklarını göstermektedir.

İdeal Su

İdeal içme suyu renksiz, kokusuz, tatsız ve berrak olmalıdır. İçme suyunda sağlık için zararlı olan mikroorganizmaları yok etmek ve zararlarını gidermek için sadece klor katılabilir.

Çay İçin Su

Dakikalarca kaynatılmış su ile çay demlemeyi düşünüyorsanız bunu içeceğinize lavaboya dökün daha iyi. Çay suyu en fazla 10 saniye kaynamalı ve çay demlenmelidir. En fazla 10 saniye kaynadıktan sonra demlenmesi için çayın üzerine döktüğünüz suyu ( ki o artık ‘çay ‘ olmuştur ) en fazla 15 dakika içinde tüketmelisiniz. Sağlığınız ve lezzetiniz için çayı bu şekilde için.

Meyve Suyu

Sudan bu kadar bahsetmişken meyve suyunu unutmak doğru olmazdı.

Çocuklarınız Meyve Yemiyor mu ?

Onlar meyve suyu verin. Aslonan meyvenin kabukları ve posası ile birlikte kendisidir ama bu konuda inatçılık eden çocuklara meyve yerine meyvenin suyunu içirerek bu alanda ortaya çıkması muhtemel besin boşluğunu doldurmalısınız.

Çünkü;

  • Meyveler özellikle A ve C vitamini açısından oldukça zengindir.
  • C vitamini vücudu enfeksiyona karşı korur ve mikroplara karşı direniş sistemi oluşturulmasına yardımcı olur.
  • Diğer besin ögelerinin vücutta elverişli olarak kullanılmasını sağlar.
  • Bazı toksinlerin vücuda verdiği zararları azaltır.
  • Vitamin ve mineraller bünyede hem yapıtaşı hem de bazı gıda maddelerinin kimyasal değişmelerinde düzenleyici olarak görev yaparlar.

Ancak

  • Meyve sularını sıktıktan hemen sonra içmek gerekir. Aksi durumda hızla vitamin kaybı olur.
  • Salatalar da bekletilmemeli, yenileceği zaman taze taze hazırlanmalıdır.
  • Mümkün olduğu kadar C vitaminini her öğünde almaya çalışılmalıdır.
  • Elbette meyve sularının (kendiniz sıkarak hazırlayacağınız meyve suları) yararı tartışılmaz ancak özellikle yenilerek tüketilen meyve ile de mukayese edilemez. Unutulmamalıdır ki meyve yemek gırtlak, yemek borusu ve ağız kanserine yakalanmak riskini azaltır.

Ev Kazalarına Karşı Önlemler

Mutfak İçin

  • Sıcak sıvıları çocuklardan uzak tutun.
  • Kibrit ve çakmağı ortada bırakmayın.
  • Temizlik malzemelerini ve gereçlerini ortada bırakmayın.
  • Tezgahın kenarına yakın yerlere sıcak tencere, tabak, sıcak su kabı koymayın.
  • Yemekleri daima duvara yakın taraftaki ocak gözünde pişirin veya ısıtın, tavaların saplarını duvara paralel tutun.

Banyo İçin

  • Banyo kapısını asla kilitlemeyin.
  • Şampuan, temizlik maddelerini çocukların ulaşamayacağı bir yere koyun.
  • Jilet ve tıraş bıçağı gibi keskin maddeleri çocukların ulaşamayacağı bir yere kaldırın.
  • Saç kurutma makinası, elektrikli ısıtıcı gibi elektrikli ev aletlerini banyo küveti yakınında veya fişi prize takılı halde asla bulundurmayın.
  • Kullanılmış sağlık maddelerini ve son kullanma tarihi geçmiş ilaçları içine plastik torba takılmış çör kutusuna atın ve kutunun kapağını sıkıca kapatın.
  • Banyo küvetinin tabanına kaymayı önleyen lastik bir paspas koyun.
  • Banyo küvetinin yakınına sağlam bir tutunma demiri taktırın.
  • Bebekleri ve çocukları banyoda asla yalnız bırakmayın.

Bebek Odası İçin

  • Bebeğin yatağını ısıtıcı yüzeylere yakın tutmayın.
  • Bebeğin çarşafı yatağının altına yeterince kıvrılabiliyor mu kontrol edin.
  • Bebeğin giysileri çabuk alev alan plastik, naylon gibi yanıcı materyalden olmamalıdır.
  • Oyuncaklar sağlam olmalı, üzerilerine takılı parçalar çıkmamalıdır. Kolay çıkabilen parçaları bebekler ağızlarına sokabilirler.
  • Bebeğin oynadığı oyuncakların boyası zehirli olmamalıdır. Bunun için satın aldığınız oyuncakların etiketlerini mutlaka incelemelisiniz.

Bahçe ve Oyun Alanı

  • Çöp kutusunun kapağını sıkıca kapatmalısınız.
  • Merdiven ve bahçe yolları gibi yerleri her zaman temiz ve bakımlı tutmalısınız.
  • Çukur, drenaj alanı gibi noktaları, su ızgaralarını sürekli kontrol edip emniyetli olduklarını tespit etmelisiniz..

Ebeveyn Odası

  • Kozmetik ürünlerini, parfümleri, kırılacak cam malzemeleri yüksekte tutmalısınız.
  • Her zaman kullandığınız ilaç, iğne, düğme, dikiş malzemesi gibi eşyaları kilit altında tutmalısınız.
  • Zehirlenmelerden Korunmak İçin Almanız Gereken Önlemler
  • Çocukları yalnız bırakmayın.
  • Bütün ilaçları kolay erişilemeyecek bir dolaba koyun ve kilitleyin.
  • Bütün temizleyiciler izleyicidirler, ortalıkta bırakmayın.
  • İlaç ve kimyasal maddelerin kapaklarını sıkıca kapatın.
  • Çocuklara vereceğiniz ilaçları (kolay içirebilmek için) şeker olarak tanıtmayın.
  • İlaçların kullanım talimatlarını okuyun.
  • Boya ve kimyasal maddelerle açık havada uğraşın.
  • Evde zehirli bitki bulundurmayın.

Zehirlenme Vakalarında Yapmanız Gerekenler

  • Önce zehirlenmenin neden kaynaklandığını anlamaya çalışın.
  • Kendinizi emniyete alın, hastayı da tehlikeli alandan uzaklaştırın.
  • Acil tıbbi yardım isteyin.
  • Zehirlenmenin şiddetini anlamaya çalışın. ( Hastaya sorular sorun, bilinç düzeyi önemli bir ipucudur.)
  • Hastanın solunum ve nabzını kontrol edin.
  • Hayatı tehdit eden bir durum varsa suni solunum ve kalp masajı için hazırlanın.
  • Zehirlenmenin ne kadar süre önce oluştuğunu tespit etmeye çalışın.
  • Zehirlenen kişinin etrafında olaya sebep olması mümkün görünen ilaç, kimyasal madde şişelerini vs. hastahaneye giderken yanınızda götürün.
Previous

Sağlıklı Yaşamın Kimyası

Thomas ABBT

Next

Yorum yapın