Benzer özellikler gösteren topraklar, aynı kategori altında
toplanmak sureti ile bir çok sınıflandırma sistemi yapılmıştır.
Toprak sınıflandırılmasında kullanılan kriterler, toprağın tekstürü,
rengi, verimliliği ve genetik özellikleridir. Sınıflandırma
sistemlerinden dünya çapında en çok tutunanı genetik sınıflandırma
sitemidir. Genetik sınıflandırma siteminde, toprak oluş
faktörlerinden iklim, bitki örtüsü, topografya, ana kaya ve zaman
unsuru dikkate alınmaktadır.
1. ESKİ TOPRAK SINIFLANDIRMA SİSTEMİ
1949 Toprak Sınıflandırma Sistemi diyebileceğimiz bu sınıflandırma
sisteminde topraklar; zonal, azonal ve intrazonal olmak üzere üç
kategoriye ayrılmıştır.
1.1. Zonal Topraklar : İyi gelişmiş profil özelliğine sahip olup, bu
takımda bulunan topraklar, iklim ve vejetasyon şartlarına göre
oluşmuş olan topraklardır. Ancak bu toprakların oluşması için,
arazinin düz ve düze yakın ve drenajın iyi olması gerekmektedir.
Zonal topraklar, yeryüzündeki iklim ve vejetasyon kuşaklarına
genellikle uymaktadır. Mesela, soğuk ve nemli iklim ve orman örtüsü
altında podzol toprakları, sıcak ve nemli iklim şartlarının hüküm
sürdüğü tropikal ve ekvatoral bölgelerde lateritler baskın
durumdadır.
1.1.1. Tundra Toprakları : Tundra iklimini görüldüğü kuzey yarım
kürede oluşan bu topraklar, yazın donmuş tabakanın çözülmesi ile
gevşer. Alçak kısımlar yer yer su birikintileri ve yosunlarla
kaplanır. Donma ve çözülmenin aktif olduğu kısımlarda toprak
taşlıdır. İklimin soğuk olmasından dolayı organik madde yeterince
ayrışamadığı için toprak organik madde yönünden zengindir.
1.1.2. Podzol Topraklar : Tundra kuşağının güneyinde çoğunlukla iğne
yapraklı ormanların altında hüküm süren nemli ve soğuk iklim
şartları altında oluşmuştur. Aşırı yıkanmadan dolayı toprak besin
maddelerinin çoğu taşınmıştır. B horizonunda taşınarak gelen
oksitlerce zengin maddelerin çimentolaşması ile oluşmuş sert tabaka
bulunur. İklimin soğuk olmasından dolayı bitki artıkları toprak
yüzeyinde birikerek birkaç cm kalınlığında organik bir kat
oluşturmuştur. Sibirya, Kuzey Avrupa ve Amerika’da yaygın olan,
ülkemizde Yıldız dağlarının kuzey yamaçlarında ve Kuzeydoğu Anadolu
Dağlarında Şavşat-Karagöl dolaylarında bulunan bu topraklar,
gübreleme yapıldığı takdirde tarıma uygun hale getirilebilir.
1.1.3. Kahverengi Orman Toprakları: Daha ziyade ılıman kuşakta,
yaprağını döken orman örtüsü altında görülür. Bu topraklarda
podzolleşmenin aksine organik madde üst topraktaki mineral maddeye
karışmış durumdadır. Yağışın fazla olduğu yerlerde karbonatlar
yıkanarak topraktan uzaklaşır. Bu topraklar asit reaksiyon gösterir.
Yağışın az olduğu sahalarda karbonatlar B horizonunda birikir. Hafif
alkalen reaksiyon gösteren bu topraklar kireçli orman toprakları
olarak dikkate alınır. Diğer taraftan toprak yüzeyinde bitki
artıklarının ayrışması, topraktan yıkanan bitki besin elementlerinin
tekrar toprağa ulaşmasını sağlar.
1.1.4. Terra Rossalar : Akdeniz ikliminin hüküm sürdüğü subtropikal
kuşakta çoğunlukla kızıl çam ve maki vejetasyonu atında gelişme
gösterir. Bu topraklar, iyi oksitlenmeden dolayı demir seskioksit
bakımından zengin olduğundan kırmızımsı, kırmızımsı
kahverengindedir. Toprağın alt kısmında demir ve alüminyum oksit
bileşiklerinden ibaret killi olan bir horizon yer alır. Yağışın
fazla olduğu yerlerde topraklar yıkanmasından dolayı karbonatlar
topraktan uzaklaşmışlardır. Drenajı iyi düz ve düze yakın sahalarda
her türlü ana materyal üzerinde görülür. Eğimli sahalardaki karstik
alanlarda ise toprak kireç taşları ile karstik çukurların içinde yer
alır. Çünkü eğimli karstik sahalarda toprak yüzeyde değil taşların
arasındaki çatlaklar ve tabakalaşma yüzeyleri boyunca gelişme
göstermiştir. Karslaşmanın çok ilerlediği sahalarda toprak dikey
yönde yüzeyden derinlere doğru taşınır. Bu nedenle kırmızımsı
topraklar, çatlaklar arasında cepler halinde bulunur. Bu topraklar
killi bünyededir. Ülkemizde Marmara Bölgesi’ nin güneyi ile Akdeniz
ve Ege Bölgeleri’ nde çok yaygındır.
1.1.5. Kahve ve Kestane Renkli Topraklar : Orta kuşakta karaların iç
kısmında hüküm süren yarı kurak iklim ve step vejetasyonunun
karakteristik toprağıdır. Yağış azlığından dolayı alt toprakta
karbonatlar birikmiştir. Bu bakımdan toprak besin maddeleri
bakımından oldukça zengin sayılabilir. Organik madde toprağa iyice
karışmış durumda olup genellikle hafif alkalen ve alkalen reaksiyon
gösterir. Bu topraklardan kahverengi olanlar daha ziyade step
sahasında görülürken, kestane renkli olanlar step sahasının biraz
daha nemli olan kısımlarında uzun boylu çayırlar ve gür olmayan
orman altında görülür. Karbonat birikim zonu kahverengi topraklara
nazaran biraz daha derindedir. Bu topraklara ülkemizin bütün iç
bölgelerinde rastlanmaktadır.
1.1.6. Çernezyom Toprakları : Orta kuşağın yarı nemli alanlarında
uzun boylu çayır vejetasyonu altında gelişmiş olan bu topraklara
aynı zamanda kara topraklar da denir. Karadeniz’ in kuzey kesiminde,
Romanya, Kanada, ABD, Arjantin ve Avustralya’ da görülen bu
topraklar ülkemizde Erzurum – Kars platolarında 1600 – 2000 m.
arasında yer alır. Zengin çayır örtüsü altında organik artıkların
yavaş yavaş parçalanmasından dolayı üst toprak organik madde
yönünden zenginleşerek koyu renk alır. Üst topraktan yıkanan
karbonatlar B ve C horizonlarında birikmiştir. Besin maddeleri
yönünden zengin olan bu topraklar üzerinde yoğun olarak tarım
yapılır.
1.1.7. Lateritler : Nemli tropikal ve ekvatoral bölgelerde yaygın
olan bu topraklar, fazla yağış ve sıcaklıktan dolayı ana materyalin
ayrışması ileri derecede olduğundan kalındır. Yağış fazlalığından
dolayı silis topraktan uzaklaşmış, buna karşılık demir ve alüminyum
oksitçe zenginleşmiştir. Bu durum toprağın kızıl renkli olmasını
sağlamıştır. Bu bölgelerde toprak üzerine düşen organik artıklar
mikroorganizmalarca kısa sürede parçalandığından toprak yüzeyinde
organik madde birikmesi olmamaktadır. Demir ve alüminyum oksitler
toprağın alt katlarında ve derin kısımlarında birikmesinden ötürü
ağaç köklerinin gelişmesini önleyici sert tabaka oluşmuştur. Bu
topraklar genellikle tuğla yapımında kullanılır. Bu topraklara
ülkemizde Doğu Karadeniz bölgesinde fosil olarak rastlanmaktadır.
1.1.8. Çöl Toprakları : Orta enlemlerde ve tropikal çöllerde son
derece sığ ve karbonatların birikmesiyle oluşmuş sert kabuğa sahip
topraklardır. Orta enlemlerdeki çöllerde daha çok sierozem denilen
açık ve gri kahverengi aşırı derecede kireç birikmesinden oluşan
sert tabakalar halinde uzanan topraklar hakim durumdadır. Tropikal
çöllerde ise kırmızımsı renkte olan yine aşırı derecede
karbonatların birikmesi ya da kapilarite ile suların bünyesinde
bulunan karbonatların yığışması sonucunda sert ve sığ topraklar
görülür. Her iki toprak da organik madde yönünden son derece
fakirdir ve tarımsal değeri hemen hemen hiç yoktur. Bu topraklar,
ülkemizde özellikle Harran ve Malatya ovalarında görülür.
1.1.9. Preri Toprakları : Seskioksitlerin taşınması olmaksızın,
karbonatların yıkanması veya taşınmasının hakim olduğu topraklara
preri toprakları denilmektedir. Daha çok ABD’ de preri vejetasyonu
altında gelişmiştir.
1.2. İntrazonal Topraklar : Bu toprakların oluşumunda topografya ana
materyal faktörleri etkilidir. Bu nedenle de topraktaki bütün
horizonlar gelişmemiş olup, genellikle AC horizonudur. Nitekim
kireççe zengin ana materyal üzerinde vertisol ve rendzina suların
biriktiği alanlarda hidromorfik, tuzlu alanlarda halomorfik
topraklar yaygındır.
1.2.1. Halomorfik Topraklar : Halojen grupların yer aldığı bu
topraklar kurak ve yarı kurak bölgelerde havzaların tabanlarında
sularda çözünür hale gelen çeşitli tuz ve karbonatların suyun
buharlaşması ile toprağın yüzeyinde veya muhtelif derinliklerde
birikmeleriyle oluşur. Bu toprakların gelişmesinde hakim olan
pedojenik süreç salinizasyondur.
1.2.2. Hidromorfik Topraklar : Bataklık, sazlık gibi suların
biriktiği sahalarda, toprak devamlı olarak su altında olduğu için
oksijensiz şartlar altında kalır. Bataklık bitkilerinden hasıl olan
organik artıkların su altında geç ayrışma ile birikerek organik
madde yönünden zenginleşir. Ayrıca hidrojen iyon konsantrasyonu
arttığından toprak asitleşir.Bu topraklar sürekli taşkına uğrayan
taşkın ovalarında, tektonik kökenli olukların çukur kısımlarındaki
taban suyu seviyesinin yüksek olduğu alanlarda, dağların yüksek
kesimlerindeki lokal çukurluklarda görülür. Hidromorfik topraklar,
başta iyi havalanmadığı için tarım ürünlerinin yetişmesini engeller.
Drenajı sağlanan sahalarda toprak organik madde bakımından zengin
olduğu için verimli tarım sahalarına dönüşür.
1.2.3. Kalsimorfik Topraklar : Yumuşak kireç taşı ve marn depoları
üzerinde oluşan bu topraklar, kireç yönünden zengindir. Organik
maddenin kille birleşerek kompleks yapması, toprağın üst kısmının
koyu renkli olmasını sağlar. Genel olarak A horizonuna sahip ve
taneli yapı gösteren bu topraklar tarıma uygun olan alanları
oluşturur. Vertisoller ve rendzinalar bu grup içerisinde yer alır.
Ülkemizde Marmara, Ege, Akdeniz bölgeleriyle yer yer İç ve Doğu
Anadolu’ da da görülür.
1.3. Azonal Topraklar : Bu topraklar genel olarak horizonu olmayan
topraklardır. Eğimli sahalarda devam eden aşınma ve taşkın
ovalarında sürekli malzeme birikmesi toprakların gelişmesini
özellikle horizonlaşmasını engeller. Alüvyal topraklar, kolüvyal
topraklar, litoseller ve regosoller bu grup içerisindedir.
Ülkemizdeki bütün ovalarda çok verimli olan bu topraklara
rastlanmaktadır.
2. TOPRAK SINIFLANDIRMA SİSTEMİ VEYA TOPRAK TAKSONOMİSİ
Toprakların dünya ölçüsünde sınıflandırılmasında birlik sağlanması
ve eski toprak sınıflandırma sisteminde bazı toprakların
sınıflandırılmasında güçlük çekilmesi nedeniyle 1975 yılında son
şekli verilen Toprak Taksonomisi geliştirilmiştir. Bu sınıflandırma
sisteminde ana toprak sınıfları Latince kelimelerden alınmıştır.
2.1. Entisoller : Çok yakın bir geçmişte oluşan topraklar, bu takım
bünyesinde yer alır. Bu topraklar sürekli olarak aşınma ve birikme
olaylarının meydana geldiği sahalardaki toprakları kapsar. Bu
topraklar eski sistemdeki alüvyal, kolüvyal, regasol, litosol ile
devamlı veya yılın büyük bir bölümünde su altında kalan hidromorfik
toprakları içerir. Bu topraklara ülkemizde, toprakların sürekli
olarak taşındığı dağlık alanlarımızda, delta oluşumu ve
alüvyonlaşmanın sürekli olarak devam ettiği ovalarımızda rastlanır.
2.2. İnceptisoller : Bu topraklar entisollere nazaran ayrışmanın
biraz daha ilerlediği ve toprak oluşumunun başlangıç safhasını
aştığı, yani toprakta horizonlaşmanın başladığı toprakları bünyesine
alır. Örneğin delta ovalarında taşkına uğramayan esli alüvyal
topraklar inceptisoller takımına girer. Aynı şekilde yamaçlardaki
aşınmanın durduğu sahalarda birikinti koni ve yamaç depoları
üzerindeki horizonlaşmaya başlayan topraklar da inceptisol ordosuna
girer. Türkiye’ de bu topraklara yaygın olarak, aşınmanın yavaş
olarak devam ettiği dağlık alanlarda, eski yamaç depoları ve alüvyal
sahalarda rastlanır.
2.3. Aridisoller : Kurak bölgelerin topraklarını kapsamakta olan bu
topraklar bitkilerin yetişmesini sağlayacak yeterli nemden
mahrumdur. Dolayısıyla pedojenik horizonlar yeterince gelişmemiş ve
organik madde bakımından da son derece fakirdir. Toprakta derin ve
geniş çatlaklar oluşur. Çöl toprakları bu takım içerisinde yer alır.
Ülkemizde aridisoller, Güney Doğu Anadolu’ da Harran Ovası’ nda ve
İç Anadolu’ nun bazı kesimlerinde rastlanır.
2.4. Mollisoller : Yumuşak toprak anlamına gelen bu topraklar, daha
ziyade orta enlemlerde otsu vejetasyon altında gelişme gösterir. Üst
toprak organik madde bakımından zengindir. Topraktaki katyonlar
genellikle yıkanmaya uğramadıkları için besin maddeleri bakımından
zengindir. Bu nedenle mollisoller üzerinde yoğun olarak yoğun olarak
tarım yapılır. Eski toprak sistemindeki kestane, kahverengi,
rendzina ve çernezyomlar bu toprakların kapsamına girer. Ülkemizde
bu topraklar, Batı Anadolu ve İç Anadolu’ da az eğimli ve hafif
dalgalı neojen depoları üzerinde, Doğu Anadolu’ nun tektonik kökenli
ovalarında yaygın olarak rastlanır. Tarımsal alanlarımızın büyük bir
bölümü bu topraklar üzerinde olup, toprağın alt katında karbonat
birikimi mevcuttur.
2.5. Spodosoller : Organik maddenin biriktiği toprağın yıkanarak
asitleştiği, organik asitlerin ve kilin B horizonunda çimentolaşarak
sert bir katın oluştuğu toprakları kapsar. Bu topraklar, eski toprak
sisteminde bahsedilen podzolleşme süreci altında oluşan podzolları
karakterize eder. Besin maddeleri yönünden fakir olan bu topraklar,
Kuzey Amerika’ da, Avrupa ve Asya’ nın tundra alanlarının
güneyindeki sahalarda iğne yapraklı ormanların altında rastlanır.
Ülkemizde Karadeniz, Marmara bölgelerindeki dağlık alanlarda ve
Kuzey Anadolu dağlarının yüksek kesimlerinde yaygındır. Bu
topraklar, fazla yıkanmadan dolayı asit reaksiyon gösterir ve
sıcaklık düşük olduğu için de toprak yüzeyinde organik madde
birikimi mevcuttur.
2.6. Alfisoller : Kilin önemli ölçüde A horizonundan taşınarak B
horizonunda biriktiği karbonatların yıkanma sonucu taşındığı
toprakları kapsar. Alfisoller yıkanmanın fazla olduğu dünyanın nemli
sahalarında özellikle kıtaların batı kesimlerinde geniş yapraklı
ormanlar altında yaygındır. Toprakta demir ve alüminyum bileşikleri
hakimdir. Ülkemizde Akdeniz Bölgesi’ nde görülen terra rossa
toprakları bu grup içerisindedir. Bu topraklar genellikle killi
bünyelidir. Yağışın fazla olduğu kısımlarda karbonatlar uzaklaşmış
durumdadır.
2.7. Ultisoller : Özellikle tropikal bölgelerde fazla yağış ve
sıcaklıktan dolayı ayrışmanın fazla miktarda ilerlediği ve toprak
oluşumunun son safhada olduğu toprakları kapsar. Bu nedenle
topraklar aşırı olarak yıkandığından katyon değiştirme kapasitesi
düşüktür. Ultisoller, lateritle kırmızımsı sarımsı podzolik
toprakları kapsar. Ülkemizde özellikle Doğu Karadeniz Bölgesi’ nde
yer yer rastlanmaktadır.
2.8. Oxisoller : Oksitlerce, özellikle demir ve alüminyum oksit
yönünden zengin toprakları kapsar. Toprakta bulunan mineraller aşırı
derecede ayrışmıştır ve yine yıkanmadan dolayı toprak besin
maddeleri yönünden fakirleşmiştir. Bu topraklar, oksit yönünden
zengin olan tropikal bölge topraklarını kapsamaktadır. Ülkemizde
rastlanmamaktadır.
2.9. Vertisoller : Çayır ve savan vejetasyonu altında killi ana
materyal üzerinde oluşan bu topraklar ana materyalin etkisine bağlı
olarak killi bünyededir. Dolayısıyla su aldığında şişer, kuruduğunda
ise derin çatlaklar oluşur. Toprakta belirgin bir yıkanma ve birikme
horizonu yoktur. Katyon değiştirme kapasitesi yüksektir. Ülkemizde
Muş, Harran, Karacabey ovalarıyla Ergene Havzası’ nda
rastlanmaktadır. Bu topraklar ağır bünyelidir. Alt toprakta kireç
birikimi görülür.
2.10. Histosoller : Bitki artıklarının özellikle bataklık veya
sazlık alanlarda biriktiği kısımlarda görülür. Organik maddenin
birikmesinden dolayı oluşan bataklık toprakları, turba, lif ve ibre
şeklinde olan organik maddeye sahiptir. organik madde ayrışmasının
ilerlediği kısımlarda toprağın katyon değiştirme kapasitesi
yüksektir. Ülkemizde Amik Ovası, Hatay – Maraş grabeninde, Muş ve
Erzurum ovalarında ve İç Anadolu’ da eski bataklık sahalarında
rastlanmaktadır