Silgi Nasıl Yapılır ? Nasıl Siler Hakkında Ansiklopedik Bilgi
Siliyoruz, ama nasıl?
İnsanoğlunun belki de en çok tükettiği malzemelerden biridir silgi.
Varoluş amacı yokolmaktır çünkü silgilerin. Peki kurşun kalemin
düşman kardeşi silgiler hakkında ne biliyoruz?
Bastıra bastıra yazdığımız yazıları bile kolayca silmesinin sırrı
nedir? Rengarenk
görünümlerini ve mis gibi kokularını neye borçludurlar?
Silgiler, daha okul çağına gelmeden önce tanıştığımız kırtasiye
malzemelerinden biridir. Büyük, küçük, türlü şekil ve renklerde imal
edilen silgiler, yıllar içinde iştah kabartan kokulara da
bürünmüştür. Okula başlayacağımız günlerde çıkılan ve belki de bize
özel olduğunu hissettiğimiz o ilk alışverişte defterler, kalemler,
boyalar ve sırt çantasınının içindeki özel malzemelerden biri de
silgilerdir. Çantamızı hazırladığımız ilk akşam heyecanla kalem
kutuya yerleştirdiğimiz eşyalar, bütün eğitim hayatımızın
demirbaşlarıdır aslında. Sınıflar büyüyüp, dersler zorlaşınca silgi
üzerine minik notlar yazmak ise en geleneksel kopya yöntemlerinden
biridir. Böylece belki de en minik sırdaşlarımız olur silgiler.
Ayrıca, sıra arkadaşımızla paylaştığmıız ilk eşyardan biri olarak
bize yardımlaşmayı da öğretmişlerdir. Peki, kalem kutularımızdan hiç
eksik olmayan silgiler hakkında neler biliyoruz? Nasıl yapılıyor bu
silgiler? Defterimize bastıra bastıra yazdığımız yazıları bile nasıl
kolayca silebiliyorlar?
Ekmek kırıntısından kauçuka
Birçoklarımız bunu bilmez ama, silginin hammaddesi kauçuktur. Sadece
sıcak ülkelerde yetişen kauçuk ağacının, oval biçimli büyük ve kalın
yaprakları vardır. Türiye’nin güney illerinde de bol miktarda
yetişen kauçuk ağacından esnek ve dayanıklı olan kauçuk elde edilir.
Bu ağacı Avrupalılar’a tanıtan ise Charles Marie de la Condamine
adlı Fransız bilim adamı olmuştur. Güney Amerika gezilerinde
tanıdığı kauçuk ağacını 1736 yılında eski kıtaya getiren bilim
adamı, bu ağaçtan yapılacak silgilerin her yaştan insanın çalışma
masasında yer bulacağından habersizdi elbette. Kauçuğun,
kurşunkalemin izini kâğıt üzerinden sildiğini ilk gözlemleyenh ise,
oksijeni bulan Sir Joseph Priestley olmuştur. 1770’teki bu keşfe
kadar, bu iş için ekmek kırıntılarının kullanılmış olması da ilginç
bir ayrıntıdır.
1858 yılına gelindiğinde, Amerikalı Hyman Lipman sigi ve kalemi aynı
vucütta birleştirmeyi akıl etmiştir. Arkası silgili kurşunkalem
fikrinin uygulanmaya başlandığı yıllarda silginin en önemli
hammaddesi hâlâ kauçukmuş. Fakat, kalemlerin arkasına konulan pembe
silgiler yapay kauçuk ve süngertaşı karışımından yapılıyormuş.
Süngertaşı, bildiğimiz sünger gibi çok gözenekli, çok hafif, ancak
bir o kadar da sert bir taştır. Mermer, fildişi ve metallerin
yüzeylerinin temizlenmesinde de kullanılan süngertaşı, silginin daha
kolay silmesini sağlar. Çoğu silgiyse vinil denen bir maddeden
yapılır. Vinil, dayanıklı ve esnek bir madde. Hammaddeleri farklı da
olsa, aslında tüm silgilerin yapılış biçimi aynı. Kullanılan
malzemeler karıştırıldıktan sonra, sıkma işlemi yapan bir makineye
gönderiliyor. Sıkılan malzeme, makinenin küçük deliklerinden uzun
şeritler halinde çıkıyor. Her bir şerit, yaklaşık 1 metre
uzunluğunda kesiliyor. Eğer silgi, vinilden yapılıyorsa, bu aşamadan
sonra küçük parçalara bölünüyor ve kullanıma hazır bekliyor. Ancak,
eğer yapay kauçuk kullanılmışsa, yapılması gereken birkaç işlem daha
var.
Yapay kauçuktan uzun şeritler halinde kesilen parçalar, yüksek
basınç altında pişirme işlemi yapan bir makineye konuyor. Burada
piştikten sonra soğutulup küçük parçalara bölünüyor. Yapılması
gereken diğer bir iş de silgilerin köşelerinin yuvarlaklaştırılması.
Bu işlemi yapan makine, günde 250-300 kg silgiyi aynı anda
işleyebiliyor. Bu işlem de yapıldıktan sonra silgiler artık
kullanılabilir duruma geliyor.
Ancak arkası silgili kalemlerin üretiminde yapılacak bir işlem daha
var: Silgilerin kalemlerin arkasına yerleştirilmesi. Hazırlanan tüm
silgiler, altı açılabilen dev bir kovanın içine dolduruluyor. Bu
kovanın altında, yürüyen merdivenlere benzer biçimde çalışan
taşıyıcı kayışlar bulunuyor. Silgiler, kovanın alt kapağı açıldıkça
sırayla bu kayışlara aktarılıyor ve kalemlerin arkasına takılmak
üzere ekleme makinesine doğru hareket ediyorlar. Bu arada, bir başka
kovada metal parçaları var. Bu metal parçaları sayesinde silgiler
kalemlerin arkasına kolayca tutturulabiliyor. Metal parçaları da
aynı şekilde, başka bir taşıyıcı kayışla ekleme makinesine doğru yol
alıyor. Ekleme makinesinde, ilk olarak metallerin içleri tutkal
dolduruluyor ve kalemlerin arkasına yapıştırılıyor. Son olarak da,
hazır bekleyen silgiler kalemlerin arkasına yapıştırılan bu
metallerin içine sokuluyor. Tutkal kuruduğunda, silgili kalemlerimiz
de hazır. Bu silgili kalemlerden, fabrikalarda günde iki ton
üretiliyor.
Silme zamanı
Evet, artık silgimiz hazır ve defterimizdeki yanlışlar silinmeyi
bekliyor. Peki ama silginin defter sayfalarındaki yazıları nasıl
sildiğini biliyor musunuz? İşte yanıtı: Kurşun kalemlerin, yazmak
için kullandığımız uç kısımlarında grafit parçacıkları bulunuyor.
Bu, bildiğimiz kurşunî siyah renkli, yumuşak, kolayca toz durumuna
gelebilen bir tür doğal karbon. Bu parçacıklar, yaklaşık 2-10
mikrometre çapında. Bunları mikroskop altında incelersek, tıpkı kum
taneciklerine benzediklerini görebiliriz. Kâğıda yazı yazdığımızda,
bu parçalar yüzeyin hemen altındaki kâğıt liflerinin arasına
sıkışıyor. Silgiyle bu yazıların üzerinden geçtiğimizde, silgi,
lifleri yumuşatarak arada sıkışmış olan küçük grafit parçacıklarını
çıkarıyor. Sildikten sonra, bu parçacıkların bir kısmının silginin
üzerine yapışmış olduğunu görürüz. Diğer kısmıysa, silgiden kopan
parçalarla birlikte kâğıdın üzerinde kalır. Sakın, artıkları
elinizin tersiyle kâğıdın üzerinden sıyırmayı unutmayın!