Radyasyon Nedir?
Teknolojideki çok hızlı gelişmeler sonucu üretilen çeşitli
elektronik cihazların (TV, radyo, bilgisayar ve röntgen,
tomografi vb. tıbbi cihazlar) yaygınlaşması ile meydana
gelen radyasyonun elektromanyetik kirliliğe yol açtığı
anlaşılmıştır.
Radyasyon, elektromanyetik dalgalar veya parçacıklar
biçimindeki enerji emisyonu (yayımı) ya da aktarımıdır.
Bilindiği gibi maddenin temel yapısını atomlar meydana
getirir. Atom ise, proton ve nötronlardan oluşan bir
çekirdek ile bunun çevresinde dönmekte olan elektronlardan
oluşmaktadır.
Herhangi bir maddenin atom çekirdeğindeki nötronların
sayısı, proton sayısına göre oldukça fazla ise; bu tür
maddeler kararsız bir yapı göstermekte ve çekirdeğindeki
nötronlar alfa, beta, gama gibi çeşitli ışınlar yaymak
suretiyle parçalanmaktadırlar. Çevresine bu şekilde ışın
saçarak parçalanan maddelere "radyoaktif madde",
çevreye yayılan alfa, beta ve gama gibi ışınlara ise "radyasyon"
adı verilmektedir..
Radyasyonun Zararları
X ışınları, ultraviyole ışınlar, görülebilen ışınlar, kızıl
ötesi ışınlar, mikro dalgalar, radyo dalgaları ve manyetik
alanlar, elektromanyetik spektrumun parçalarıdır.
Elektromanyetik parçaları, frekans ve dalga boyları ile
tanımlanır. Ultraviyole ve X ışınları çok yüksek
frekanslarda olduğundan, elektromanyetik parçalar kimyasal
bağları kırabilecek enerjiye sahiptir. Bu bağların kırılması iyonlaşma diye
tanımlanır.
İyonlaşabilen elektromanyetik radyasyonları, hücrenin
genetik materyali olan DNA'yı parçalayabilecek kadar enerji
taşımaktadır. DNA'nın zarar görmesi ise hücreleri
öldürmektedir. Bunun sonucunda doku zarar görür. DNA'da çok
az bir zedelenme, kansere yol açabilecek kalıcı
değişikliklere sebep olur.
Maden işletme yataklarında, doğal su kaynakları içerisinde
ve toprakta; gerek insan faaliyetleri sonucu, gerekse doğal
olarak bulunan radyoaktif maddeler besin zincirine
(bitkilere) girerek, oradan da hayvan ve insanlara geçmek
suretiyle ölümle sonuçlanan çeşitli hastalıklara sebep
olmaktadır.
Radyoaktif kirleticiler özellikle insan, hayvan ve bitki
sağlığına olumsuz etkiler yaparak çevreyi ve ekolojik
dengeyi bozmaktadır. Ayrıca radyasyon, canlılarda genetik
değişikliklere de yol açmaktadır. Radyasyonun etkisi; cins,
yaş ve organa göre değişmektedir. Çocuklar ve büyüme
çağındaki gençler ile özellikle göz en fazla etkilenen organ
olup; görme zayıflığı, katarakt ve göz uyumunun
yavaşlamasına sebep olmaktadır. Deri ise, radyasyona karşı
daha dayanıklıdır.
Radyasyonun zararları genellikle zamanla ortaya çıkan bir
etki olup, ani etki ancak atom bombalarının yol açtığı
ölümler ve yüksek radyasyondaki yanmalar şeklinde kendini
göstermektedir.
Geçmişte yapılan nükleer silah denemelerinden dolayı
radyoaktif maddelerle yüklenmiş toz bulutları, atmosferin
yüksek tabakalarına ve stratosfere yerleşerek, radyoaktif
yağışlar halinde yavaş yavaş yeryüzüne inmekte ve çevrenin,
özellikle yüzeysel suların kirlenmesine sebep olmaktadır.
1960'lı yıllarda en yüksek seviyeye çıkmış olan radyoaktif
yağışlarda, nükleer silah denemelerinin havada yapılmasının
yasaklanması sonucu, 1970'li yıllardan sonra azalma
görülmüştür.
Çevre sorunları sınır tanımaksızın artmakta ve çeşitli
kirleticiler kilometrelerce uzaklara taşınarak etki
gösterebilmektedir. Örneğin; Çernobil kazası nedeni ile
yayılan radyoaktif atıkların, toprak ürünlerinde yol açtığı
kirlilik bilinmektedir. Çernobil reaktöründe oluşan kazada,
doğrudan etki sonucu 30'dan fazla insan hayatını kaybetmiş,
yüzlerce kişi yaralanmış, sakatlanmış ve hastalanmıştır.
Binlerce insan ise belirtileri sonradan çıkacak olan genetik
etkilerle, nesilden nesile geçebilecek kalıcı izler
taşımaktadır. Çernobil'deki kaza sebebiyle atmosfere karışan
radyoaktif maddelerin, atmosferik hareketlerle: uzaklara
taşınmasıyla, düştükleri yerlerde radyasyona sebep olmuştur.
Bu olaydan en çok ülkemizin Çernobil'e yakın olan Karadeniz
Bölgesi'nin etkilendiği tespit edilmiştir.

