Kıl Dönmesi
Hakkında Ansiklopedik Bilgi
Bacakta Kıl Dönmesi, Kıl
Dönmesi Ameliyatı, Kıl Dönmesi Belirtileri, Kıl Dönmesi
Hakkında, Kıl Dönmesi Nedenleri, Kıl Dönmesi Nedir, Kıl
Dönmesi Tedavisi,
Kıl Dönmesi derinin içinde
duvarı kalın bir kist halini almış baloncuktur. Hava
ısındıkça terlemeyle birlikte farkedilmesi kolaylaşır.
Sosyal yaşamda sıkıntı yaratır. Daha çok 15-40 yaşları
arasında görülür.
Bu kist, genelde kaba etlerin birleştiği yerin hemen
üzerinde veya yan tarafında (kuyruksokumu kemiğinin
üzerinde) olur ve ağız şeklinde gözükebilir. Bu ağızdan kıl
çıkabilir ve birden fazla ağız görülebilir.
Bu tablo daha çok genç, erişkin ve hayatını oturarak kazanan
(örn: bankacı, şoför) genç erkek hastalığıdır. Erkeklerde
ortaya çıkma olasılığı kadınlardan 3 kat daha fazladır.
Ancak kıl dönmesi vücutta kılın olduğu her yerde
görülebilir.
Özellikle beden temizliğine aşırı titizlik gösteren, cilt
bütünlüğünü bozucu yöntemlerle kılları alan bayanlarda kasık
ve koltukaltında da kendini gösterir. En sık görülen tipi
kuyruksokumu üzerindeki şeklidir.
Pilonidal kist oturmayı ve hatta yürümeyi zorlaştıracak
kadar ağrılı olabilir. Bazı durumlarda ağızlardan abse
içeriği akabilir. Pilonidal kist’i olan insanların %40′ında
bu durum tekrar eder.
Pilonidal kist bazen Crohn Hastalığı, anorektal fistül veya
perirektal abse (rektumun hemen yanında irin dolu kese
oluşumu) ile karıştırılabilir. Nadiren, kendiliğinden kemiği
geçip makat bölgesine fistülleşmiş şekilde görülebilir.
Önceleri, pilonidal sinüs hastalığının doğuştan var olan bir
hastalık olduğu sanılıyordu. Ama son bilgilere göre,
pilonidal kist’in derideki bir kıl dibi keseciğinin tahriş
olması veya genişlemesi sonucu geliştiği düşünülmektedir.
Bu, kaba etler bölümünü etkileyen egzersizlere (bisiklete
veya ata binme gibi), kaba etler bölgesini sıkan dar
kıyafetlere, sıcağa veya aşırı terlemeye bağlı olabilir.
Kıl dibindeki kesecik (follikül) tıkanır, mikrop kaparak
şişer, yırtılarak çevredeki dokuya yayılır ve sonunda abse
oluşmasına neden olur. Egzersiz veya yürüme genelde kıl’ı
absenin içine çeker.
Bedeninde daha çok sayıda kıl olan insanlarda daha sık
görülür. Kilolu erkeklerde görülme şansı daha fazladır.
Pilonidal hastalığın tedavisinde, kaba etlerin birleştiği
bölgenin temiz tutulması önemli bir yer tutar. İltihaplı
kist’in boşaltılması ve devamında tamamının cerrahi yöntemle
çıkarılması gerekir.
Ameliyat sonrası kapatılamayacak kadar büyük doku kaybı olan
pilonidal sinüsler haricinde % 90 vakada temiz doku
kaydırması yapılarak yara dikişlerle kapatılır.
Nüks olarak adlandırılan yara yerindeki yeni oluşumlar
ortalama %15 hastada gözlenir. Ancak buna neden yetersiz
cerrahi müdahalenin yanında, iyileşme sürecinde hijyene
dikkat etmeme ve bahsi geçen diğer faktörlerdir.
Pilonidal hastalık erkeklerde daha sık görülmekle beraber,
kadınlarda da ortaya çıkabilir.
Kadınlar bu durumu bir “erkek hastalığı” gibi düşünerek,
yardım almaktan çekinmemelidirler.
Oluştuğu yer nedeniyle, pilonidal kist utanmaya ve sosyal
ilişkilerde sorunlara neden olabilir.
Daha çok 15-30 yaş arası gençlerde görülür.Erkeklerde
kadınlara göre sıktır.
Kuyruk sokumunu tercih etmekle beraber , koltuk altı ve
göbek çukuru gibi vücudun diğer yerlerinde de ortaya
çıkabilir.Kilolu ve terleyen kişilerde risk fazladır. Kuyruk
sokumu oluğunun derin olması burada terleme ve cildin
yumuşamasına , kılların kolayca birikebileceği doğal bir
vadi oluşumuna neden olur. Ailevi yatkınlık , kıl tiplerinin
benzemesinden kaynaklanıyor görünmektedir.
Uzun süre ve kaykılarak oturma hastalığın ortaya çıkmasını
kolaylaştırmaktadır.
Dar giysiler de sürtünme ve terlemeyi arttırdığı için kıl
batmasına zemin hazırlayabilir.
Belirtiler
Kuyruk sokumunda ; Ağrı , Akıntı, Kaşıntı olabilir.
Nasıl Oluşur?
Kuyruk sokumunda toplu iğne başı ile bir misket sığacak
büyüklüğe kadar değişen büyüklüklerde bir veya birden fazla
delik ile karşımıza çıkar. Kıl , zamanla cilt altında
ilerleyip tüneller oluşturabilir. Bir süre sonra iltihapla
beraber deriyi bir yerden patlatır . Akıntıyla beraber
kılların bir kısmını da vücut dışarı atmış olur. Kılların
taşıdığı mikroplarla cilt altında gelişen iltihaplanma bazen
abse dediğimiz ağrılı şişliğe neden olur. Birkaç gün içinde
ağrı giderek artar ve absenin patlaması ile ağrı azalır ,
akıntılı dönem başlar.
Tedavi yöntemleri hakkında genel bilgi
Eskiden bu hastalığın doğuştan olduğu düşünülüyordu. Bu
yüzden ameliyatlar hep derin yapılageldi. Kuyruk kemiğine
kadar hastalıklı doku etraf sağlam doku ile birlikte
çıkarılır. Cerrahın tercihine göre yara pansumanlarla
iyileşmek üzere ya açık bırakılır. Yahut değişik biçimlerde
dikilir. Bu ameliyatların en büyük handikapı hastalığın
nüksetmesi halinde ortaya çıkan tablonun hemen daima ilkini
aratır bir görünüm arzetmesidir. Ameliyatlarda hastaya
narkozun getirdiği bedeni ve ekonomik külfet bir yana ,
15-20 gün de yatak istirahati zorunluluğu gibi bir
dezavantajı vardır.
Alternatif metodun faydaları nelerdir?
Ağrı yok denecek kadar az hissedilir.
Tedavi süresi ortalama bir hafta olup bu süre içinde
doktorunuzu 3 kez görmeniz yeterlidir.
Ameliyatlarda olduğu gibi iz bırakmamakta , anatomiyi
bozmamaktadır.
Yeniden ortaya çıkma şansı klasik ameliyatlara oranla çok
daha düşüktür.
Ekonomiktir.
Korunma
Bu hastalığı geçiren ya da yukarıda sayılan riskleri taşıyan
kişiler şunlara dikkat etmelidir:
Kilo almaktan kaçınmalı , fazla kilolarını vermelidirler.
Aşırı terleme gibi bir sorunları varsa uygun önlemler
alınmalı , kuyruk sokumu gibi doğal oluklar gerekirse pudra
ile kurutulmalı.
Uzun süre ve bilhassa kaykılarak oturmaktan kaçınılmalı.
Erkekler ve aşırı kıllı bayanlar , kuyruk sokumu kıllarını
30 yaşına dek traş etmeliler.
Hastalık 30 yaşından sonra ortaya çıktığında tedavi sonrası
en az 2 yıl traş işlemi uygulanmalıdır.
Özellikle günde birkaç kez , kuyruk sokumunda biriken kıl ,
pamukçuk gibi şeyler temizlenmelidir. Asıl sorun oluşturanın
buradaki köksüz , dökülmüş kıllar olduğu hatırlanmalıdır.
Kıl Dönmesi Nedir? Kimlerde, Nerede ve Nasıl Oluşur?
Kıl dönmesi, kılların kuyruk sokumu ve nadiren göbekte cilt
altına geçip yara, abse ve fistül oluşturmasıdır. Kıl
dönmesi, yani DERMOİD KİST veya PİLONİDAL SİNÜS, cilt altı
kıl yuvası demektir. Sırt ve baştan dökülen kılların kuyruk
sokumundaki iki kaba et arasında, kıllı ve terli oluğa
takılıp sürtünmelerle oluğun en dibindeki ter bezi
deliklerinden vida gibi dönerek cilt altı yağ dokusu içine
hissettirmeden girmesi, labirentler açması, peşinden
labirentlere giren bakterin de katkısı ile etrafı
iltihaplandırması; cerahatlı veya kanlı, pis kokulu
akıntılar ve abseler oluşturmasıdır. Sert büro koltuklarında
ve bilgisayar başında, özellikle kaykılık pozisyonda uzun
süre oturanlarda veya uzun süre jip sürenlerde veya uzun
süre otobüs yolculukları yapanlarda daha sık olur. Kıl
dönmesi 16 ila 30 yaş arası kıllı ve gürbüz, genç
erkeklerde, nadiren de genç bayanlarda oluşur. Oluş şekline
gelince; kıllar yılan derisindeki gibi yivli veya pullu
olup, dar ve sıkışık veya sürtünmeli ortamlarda
kıpırdandıkça tek yönde ilerler. Saç telini iki parmak ile
tutup hafifçe oğuşturunca bu hareketi açıkça görmek
mümkündür. Benzer şekilde iki kaba et arasındaki herhangi
bir serbest kıl, sürtünme, itelenme ve dönme mekaniği ile
oluğun dibine doğru hareket eder. Hiperkeratoz ve aşırı
terleme nedeni ile genişlemiş bir ter bezi ağzından deri
içine girebilir, peşinden başka bir kıl geçebilir. Giderek
bu minik ağız, kılların minik zorlaması ile genişler, deri
hücreleri ter bezinin ve deliğin içine doğru yürür ve
deliklerin iç yüzeyi cilt epiteli ile döşenerek minik bir
tünel oluşur ve peşpeşe kılların buraya girmesi kolaylaşır.
Uzun saç kılları bile girebilir. Bazan bir kaç kıl girdikten
sonra tünel girişi iyileşip kapanabilir. Ama tünel içindeki
kılların ve bakterilerin cilt altında derinlere doğru
ilerlemesi ve iltihaplanmalar devam eder. Günün birinde
mutlaka abseleşme ve fistülleşme olur. Fistül ağızlarının %
78′i oluğun sol kenarında ve % 82’si kıl giriş deliklerinin
yukarı tarafında yer alır.
Kıl dönmesinde Kuyruk Sokumunu Tercih Nedeni?
Kuyruk sokumunu tercih nedeninde
1. teori; sırttan dökülen kılların kaba etler nedeni ile
oluşan derin olukta birikmesi; iki kaba etin birbirine veya
oturulan zemine veya sert ve dar giysilere sürtünmesi ile
kılların yürüyebilmesi; kapalı ortam nedeni ile oluktaki
cildin incelmesi ve kolay delinip tahriş olması ve sert
kuyruk kemiğinin baskısı nedeni kılların daha da kolay
ilerlemesidir.
2. teori; insan vücuduna ana rahmindeyken cilt elbisesi,
pelerin şeklinde yukardan aşağıya giydirilir; cilt pelerinin
fermuarı gibi kuyruk sokumunda kapatılır. Kapanma sırasında
bir kısım cilt dokusu kıl olarak altta kalabilir. Kıllanma
yaşına gelince bu bölgede kıllar büyüyerek dermoid kist
oluşturabilirler. Kıl dönmesinin bir başka görüldüğü yer
göbek çukurudur. Göbek çukuru derin ve kişi kıllı ise akıntı
ve apse olabilir. Buraya da kıllar yürüyerek pis kokulu
akıntılar, hatta nadiren, göbek etrafında veya karın içinde
abse ve fistüller oluşturabilir.
Kıl Dönmesinin Belirtileri Nelerdir?
Kuyruk sokumunda veya anüsün arka yukarı tarafında az hassas
küçük şişlikler kaşıntı, akıntı veya akıntısız , kıllı,
kılsız, milimetrik delikler ve bazan de abse oluşmasıdır.
Muayene ve tetkiklerde içi iltihabi granülasyon dokusu ve
kıl dolu kese ve fisütller ve olayı çepe çevre sınırlayan ve
kılların daha derinlere gitmesini önemli ölçüde önleyen
kalın fibrotik kılıf görülür. Abselerin hacmi 1 cc’den 100
cc’ye kadar değişir ve kendini lokal ısı ve ağrı, sistemik
ateş ve halsizlik ile belli eder.
Kıl Dönmesi Doğuştan Olabilir Mi?
Son yıllardaki araştırmalar, 16 yıllık tecrübemiz ve
histopatolojik incelemeler hastalığın doğuştan değil
sonradan kazanıldığını göstermektedir. Tedavi ve takiplerini
yaptığımız 1000′den fazla hastanın hiç birinde kıl ve
iltihabi tahriş ile oluşan granülasyon dokusu dışında farklı
dokuya örneğin kıl ve ter üreten follikül ve ter bezlerine,
müstakil deri dokusuna rastlanmamıştır. Bu bulgular
hastalığın doğuştan olmadığını gösterir. Ancak kuyruk
sokumunda, doğuştan kalan çukur ve delikler varsa bunlar
kıllanma dönemi gelince az da olsa risk teşkil eder.
Tedavi Edilmezse Ne Gibi Sorunlar Gelişebilir?
Kuyruk sokumunda abse ve akıntılar eksik olmaz. İkide bir
ağrılı abseler nüks eder. Hastalık sağa sola genişler, bölge
köstebek yuvasına dönüşür. Yani; dermal epitel denilen deri
hücreleri, kılları peşinden kıl kesesinin ve deliklerin
içine girip yeni yeni tüneller veya labirentler oluşturur;
daha çok yatay, nadiren dikey yönde, çok yönlü olarak deri
dokusu içinde ilerler. Labirentler içine giren kıl sayısı
da, tahriş de artar; hastalık durmadan genişler, pek çok
delikten zuhur eden pis kokulu akıntılar dayanılmaz olur.
Yıllarca süren kronik, iltihabi akıntılar, nihayette,
epidermoid kanser geliştirebilir. Veya hastalık, nadiren de
olsa derinleşerek kalın bağırsak, rektum ve mesane içine
ilerleyebilir, hatta mesane kanserine dahi yol açabilir.
Haliyle bu durumda tedavi zorlaşır ve olaya multidisipliner
yaklaşmak gerekir.
Kıl Dönmesi Nasıl Tedavi Edilir?
Bu güne değin fazla uygulanmış olan tedavi şekli cerrahidir.
Cerrahi tedavi şeklileri çoktur ve hemen hepsinde sağlam
çevre doku ile birlikte hastalıklı dokular genişçe
çıkarılır, yara açık bırakılarak aylar süren pansuman ile
kapanbası beklenir. Ya da yara çeşitli tekniklerle
kapatılır. Kapalı yöntemlerden Limberg’in tarif ettiği,
derin olduğu düzleyici flep rotasyonu, en radikal yöntemdir.
Ancak 2 – 3 günü hastanede olmak üzere 5 ila 10 gün yatak
istirahati, iki gün süreli hemovak dren geniş spektrumlu
antibiyotik tedavisi on gün yüz üstü yatılması ve üzerine
oturulmaması, bir hafta su değdirilmemesi ve operasyon
sırasında en ufak bir kıvrım gamze veya oluk bırakılmaması
gerekir. Değilse nüks riski %10′u bulur. Bu nedenle
alternatif yöntem araştırmaları devam etmiş ve Fenol ile
oldukça etkili tedaviler yapılmıştır.
KIL DÖNMESİNDE EN YENİ ALTERNATİF TEDAVİ: GÜMÜŞ NİTRAT ve
FENOL
Kıl dönmesinde alternatif tedavi olarak tarafımızdan
geliştirilen sklerotik ve litik bir kimyasal ajan olan fenol
ve ondan daha güçlü olan gümüş nitrat uygulamalarımız klasik
cerrahi yöntemlere göre çok daha etkili olmuştur. Bu
yöntemde eritilen gümüş nitrat aynen veya fenol, fistül
ağızlarından veya foliküllerden içeriye verilir. Kılların
yuvalandığı piyojenik granülasyon dokuları ve diğer
patalojik dokular; ilaç etkisi ile hızla erir ve gri bulamaç
halinde dışarıya akar. Mikro enstrümantasyonla labirentler
ve fistüllerin içi temizlenir. Fistül girişleri gerekirse
eksize edilir ve tekrar kıl girmemesi için sütüre edilir. Bu
işlemler 15 dakikada tamamlanır. Hastalığın çok ilerlediği
bazı hastalarda gerekirse labirentler kısmen veya tamamen
açılır, kılların ilerde sorun çıkartabileceği gamzemsi
çukurluklar ve kıvrımlar varsa küçük plastik ve estetik
müdahale ile düzeltilir. Ama eskiden beri mevcut ve
pilonidal sinüs oluşturmamış geniş çukurlara müdahale
tavsiye edilmez. İşlem bitince labirentler antibiyotikli
pomatla doldurulur ve hasta evine gönderilir. Günlük
pansuman ve temizlik ve 1 hafta sonunda kontrole gelmesi
öğütlenir. İyi kürete edilmiş labirentler genellile 1
haftada iyileşir. Ancak tavanı açılmış labirentelerin ve
sinüslerin tamamen kapanması pansuman yardımı ile 2 ila 3
haftayı bulur. Bu sürenin illa da kısaltılması isteniyorsa,
fistüllerin fibrotik duvarları, lokal anestezi altında,
kürete veya eksize edildikten sonra sütüre edilir. Bu
durumda işlem süresi 30 dakikayı bulur.
Alternatif Tedavide Tam Başarı Şansı Nedir?
Her işte olduğu gibi başarı, dataylarda gizlidir. İşin püf
noktalarını iyi bilmek, titizlik yakın ilgi, hasta ve hekim
işbirliği başarıyı belirleyen başlıca faktörlerdir. Sadece
labirentleri kıldan arındırmak yetmez. Yeni kıl
girişimlerine yol açacak mikro girişleri, en küçük şüphe
arzeden gamzeleri potansiyel çukurları gidermek şarttır.
Kurallara uyulursa, başarı tamdır.
Nüks İhtimali Nedir?
Kıl dönmesinin alternatif tedavisinde, kurallara uyulduğu
takdirde, nüks (tekrarlama) ihtimali sadece % 3 – 5′tir.
Sebebi de gözden kaçabilecek bazı mikroskobik kıl
girişlerinin kalabilmesi veya hijyenik bakım kusuru sonucu
oluşabilecek yeni kıl giriş delikleridir. Çaresi dikkat ve
hijyenik bakımdır. Nüks halinde metodu değiştirmeye gerek
yoktur. Hatta verilen eğitim sayesinde henüz başlangıç
halinde iken yakalanacağı için çözüm daha basit ve sonuç
kesindir.
Nüksü Önlemek için Hastanın Uyması Gereken Kurallar ve
Hijyenik Bakım Nedir?
Hijyenik bakım, ince sıhhi temizlik demektir; şöyle ki; 1 –
Hekimin önerdiği şekilde, hastalar temizlik ve pansumanlara
riayet etmeli. Yara veya kıl giriş delikleri iyileştikten
sonra, kuyruk sokumu oluğu hergün taharetlenirken yıkanıp
silinerek boşta gezen kıllar temizlenmeli. 2 – Kuyruk sokumu
sabah akşam giyinirken el ile 3 – 5 saniye fırçalanıp kıl,
hav, yün ne varsa uzaklaştırılmalı 3 – Çok kıllı olanlar, 30
yaşına kadar kuyruk sokumu oluğunu, haftada bir kez kıl
dökücü krem ile veya cımbızla temizlemeli, kaba etlerini
genişçe traş ettirmeli. Otuz yaşından sonra, kuyruk sokumu
cildi nispeten daha az terler ve kurur, giderek sertleşip
kalınlaşır ve delinme riski kalkar. İster ameliyatla ister
ilaçla tedavi olsun tedavi sonrası hijyenik bakım
tedavisinin uzun süreli başarı şansını doğrudan etkiler.
Alternatif Tedavilerin Yan Etkileri Nelerdir?
Fenol ve gümüş nitrat; labirent dışında kaçırılmadığı sürece
hiç bir yan etki oluşturmaz. Kaçırıldığında birkaç gün
içinde aynı yerde enflamasyon, ağrı ve akıntı yaparsa da
tedavisi lokal anestezi altında debridmanla sağlanır. İlaç
hiç bir zaman damar içine verilmediği için sistemik etki
oluşturmaz; dokulardan damar içine geçiş veya emilim olmaz;
harici yan etki olmaz.
Kıl Dönmesinde Alternatif Tedavinin Avantajları Nelerdir?
1- Narkoz, yani genel anestezi gerektirmeyen, az invaziv,
konservatif ve pratik bir küçük operasyondur.
2- Hastanede veya evde yatmayı veya istirahati; tahlil ve
tetkik gibi bir ön hazırlık gerektirmeyen, günübirlik
uygulanabilen bir tedavidir.
3- Nüks ihtimali çok düşük olup nüksetse bile aynı yöntemle,
hem de çok daha kolay bir şekilde tedavisi kesinliğe
kavuşturulabilir.
4- Müdahale iz bırakmaz ve çok iyi estetik sağlar, anatomi
bozulmaz.
5- Hastaların bu alternatif müdahale için hekime, yarımşar
saatten birer gün arayla 2 veya 3 kez uğraması yeterlidir;
işten ve yolculuktan alıkoymaz
.
Kadınlar bu durumu bir “erkek hastalığı” gibi düşünerek, yardım almaktan çekinmemelidirler.
Oluştuğu yer nedeniyle, pilonidal kist utanmaya ve sosyal ilişkilerde sorunlara neden olabilir.
Daha çok 15-30 yaş arası gençlerde görülür.Erkeklerde kadınlara göre sıktır.
Kuyruk sokumunu tercih etmekle beraber , koltuk altı ve göbek çukuru gibi vücudun diğer yerlerinde de ortaya çıkabilir.Kilolu ve terleyen kişilerde risk fazladır. Kuyruk sokumu oluğunun derin olması burada terleme ve cildin yumuşamasına , kılların kolayca birikebileceği doğal bir vadi oluşumuna neden olur. Ailevi yatkınlık , kıl tiplerinin benzemesinden kaynaklanıyor görünmektedir.
Uzun süre ve kaykılarak oturma hastalığın ortaya çıkmasını kolaylaştırmaktadır.
Dar giysiler de sürtünme ve terlemeyi arttırdığı için kıl batmasına zemin hazırlayabilir.
Kuyruk sokumunda ; Ağrı , Akıntı, Kaşıntı olabilir.
Kuyruk sokumunda toplu iğne başı ile bir misket sığacak büyüklüğe kadar değişen büyüklüklerde bir veya birden fazla delik ile karşımıza çıkar. Kıl , zamanla cilt altında ilerleyip tüneller oluşturabilir. Bir süre sonra iltihapla beraber deriyi bir yerden patlatır . Akıntıyla beraber kılların bir kısmını da vücut dışarı atmış olur. Kılların taşıdığı mikroplarla cilt altında gelişen iltihaplanma bazen abse dediğimiz ağrılı şişliğe neden olur. Birkaç gün içinde ağrı giderek artar ve absenin patlaması ile ağrı azalır , akıntılı dönem başlar.
Eskiden bu hastalığın doğuştan olduğu düşünülüyordu. Bu yüzden ameliyatlar hep derin yapılageldi. Kuyruk kemiğine kadar hastalıklı doku etraf sağlam doku ile birlikte çıkarılır. Cerrahın tercihine göre yara pansumanlarla iyileşmek üzere ya açık bırakılır. Yahut değişik biçimlerde dikilir. Bu ameliyatların en büyük handikapı hastalığın nüksetmesi halinde ortaya çıkan tablonun hemen daima ilkini aratır bir görünüm arzetmesidir. Ameliyatlarda hastaya narkozun getirdiği bedeni ve ekonomik külfet bir yana , 15-20 gün de yatak istirahati zorunluluğu gibi bir dezavantajı vardır.
Ağrı yok denecek kadar az hissedilir.
Tedavi süresi ortalama bir hafta olup bu süre içinde doktorunuzu 3 kez görmeniz yeterlidir.
Ameliyatlarda olduğu gibi iz bırakmamakta , anatomiyi bozmamaktadır.
Yeniden ortaya çıkma şansı klasik ameliyatlara oranla çok daha düşüktür.
Ekonomiktir.
Bu hastalığı geçiren ya da yukarıda sayılan riskleri taşıyan kişiler şunlara dikkat etmelidir:
Kilo almaktan kaçınmalı , fazla kilolarını vermelidirler.
Kıl dönmesi, kılların kuyruk sokumu ve nadiren göbekte cilt altına geçip yara, abse ve fistül oluşturmasıdır. Kıl dönmesi, yani DERMOİD KİST veya PİLONİDAL SİNÜS, cilt altı kıl yuvası demektir. Sırt ve baştan dökülen kılların kuyruk sokumundaki iki kaba et arasında, kıllı ve terli oluğa takılıp sürtünmelerle oluğun en dibindeki ter bezi deliklerinden vida gibi dönerek cilt altı yağ dokusu içine hissettirmeden girmesi, labirentler açması, peşinden labirentlere giren bakterin de katkısı ile etrafı iltihaplandırması; cerahatlı veya kanlı, pis kokulu akıntılar ve abseler oluşturmasıdır. Sert büro koltuklarında ve bilgisayar başında, özellikle kaykılık pozisyonda uzun süre oturanlarda veya uzun süre jip sürenlerde veya uzun süre otobüs yolculukları yapanlarda daha sık olur. Kıl dönmesi 16 ila 30 yaş arası kıllı ve gürbüz, genç erkeklerde, nadiren de genç bayanlarda oluşur. Oluş şekline gelince; kıllar yılan derisindeki gibi yivli veya pullu olup, dar ve sıkışık veya sürtünmeli ortamlarda kıpırdandıkça tek yönde ilerler. Saç telini iki parmak ile tutup hafifçe oğuşturunca bu hareketi açıkça görmek mümkündür. Benzer şekilde iki kaba et arasındaki herhangi bir serbest kıl, sürtünme, itelenme ve dönme mekaniği ile oluğun dibine doğru hareket eder. Hiperkeratoz ve aşırı terleme nedeni ile genişlemiş bir ter bezi ağzından deri içine girebilir, peşinden başka bir kıl geçebilir. Giderek bu minik ağız, kılların minik zorlaması ile genişler, deri hücreleri ter bezinin ve deliğin içine doğru yürür ve deliklerin iç yüzeyi cilt epiteli ile döşenerek minik bir tünel oluşur ve peşpeşe kılların buraya girmesi kolaylaşır. Uzun saç kılları bile girebilir. Bazan bir kaç kıl girdikten sonra tünel girişi iyileşip kapanabilir. Ama tünel içindeki kılların ve bakterilerin cilt altında derinlere doğru ilerlemesi ve iltihaplanmalar devam eder. Günün birinde mutlaka abseleşme ve fistülleşme olur. Fistül ağızlarının % 78′i oluğun sol kenarında ve % 82’si kıl giriş deliklerinin yukarı tarafında yer alır.
1. teori; sırttan dökülen kılların kaba etler nedeni ile oluşan derin olukta birikmesi; iki kaba etin birbirine veya oturulan zemine veya sert ve dar giysilere sürtünmesi ile kılların yürüyebilmesi; kapalı ortam nedeni ile oluktaki cildin incelmesi ve kolay delinip tahriş olması ve sert kuyruk kemiğinin baskısı nedeni kılların daha da kolay ilerlemesidir.
Kuyruk sokumunda veya anüsün arka yukarı tarafında az hassas küçük şişlikler kaşıntı, akıntı veya akıntısız , kıllı, kılsız, milimetrik delikler ve bazan de abse oluşmasıdır. Muayene ve tetkiklerde içi iltihabi granülasyon dokusu ve kıl dolu kese ve fisütller ve olayı çepe çevre sınırlayan ve kılların daha derinlere gitmesini önemli ölçüde önleyen kalın fibrotik kılıf görülür. Abselerin hacmi 1 cc’den 100 cc’ye kadar değişir ve kendini lokal ısı ve ağrı, sistemik ateş ve halsizlik ile belli eder.
Son yıllardaki araştırmalar, 16 yıllık tecrübemiz ve histopatolojik incelemeler hastalığın doğuştan değil sonradan kazanıldığını göstermektedir. Tedavi ve takiplerini yaptığımız 1000′den fazla hastanın hiç birinde kıl ve iltihabi tahriş ile oluşan granülasyon dokusu dışında farklı dokuya örneğin kıl ve ter üreten follikül ve ter bezlerine, müstakil deri dokusuna rastlanmamıştır. Bu bulgular hastalığın doğuştan olmadığını gösterir. Ancak kuyruk sokumunda, doğuştan kalan çukur ve delikler varsa bunlar kıllanma dönemi gelince az da olsa risk teşkil eder.
Kuyruk sokumunda abse ve akıntılar eksik olmaz. İkide bir ağrılı abseler nüks eder. Hastalık sağa sola genişler, bölge köstebek yuvasına dönüşür. Yani; dermal epitel denilen deri hücreleri, kılları peşinden kıl kesesinin ve deliklerin içine girip yeni yeni tüneller veya labirentler oluşturur; daha çok yatay, nadiren dikey yönde, çok yönlü olarak deri dokusu içinde ilerler. Labirentler içine giren kıl sayısı da, tahriş de artar; hastalık durmadan genişler, pek çok delikten zuhur eden pis kokulu akıntılar dayanılmaz olur. Yıllarca süren kronik, iltihabi akıntılar, nihayette, epidermoid kanser geliştirebilir. Veya hastalık, nadiren de olsa derinleşerek kalın bağırsak, rektum ve mesane içine ilerleyebilir, hatta mesane kanserine dahi yol açabilir. Haliyle bu durumda tedavi zorlaşır ve olaya multidisipliner yaklaşmak gerekir.
Bu güne değin fazla uygulanmış olan tedavi şekli cerrahidir. Cerrahi tedavi şeklileri çoktur ve hemen hepsinde sağlam çevre doku ile birlikte hastalıklı dokular genişçe çıkarılır, yara açık bırakılarak aylar süren pansuman ile kapanbası beklenir. Ya da yara çeşitli tekniklerle kapatılır. Kapalı yöntemlerden Limberg’in tarif ettiği, derin olduğu düzleyici flep rotasyonu, en radikal yöntemdir. Ancak 2 – 3 günü hastanede olmak üzere 5 ila 10 gün yatak istirahati, iki gün süreli hemovak dren geniş spektrumlu antibiyotik tedavisi on gün yüz üstü yatılması ve üzerine oturulmaması, bir hafta su değdirilmemesi ve operasyon sırasında en ufak bir kıvrım gamze veya oluk bırakılmaması gerekir. Değilse nüks riski %10′u bulur. Bu nedenle alternatif yöntem araştırmaları devam etmiş ve Fenol ile oldukça etkili tedaviler yapılmıştır.
Kıl dönmesinde alternatif tedavi olarak tarafımızdan geliştirilen sklerotik ve litik bir kimyasal ajan olan fenol ve ondan daha güçlü olan gümüş nitrat uygulamalarımız klasik cerrahi yöntemlere göre çok daha etkili olmuştur. Bu yöntemde eritilen gümüş nitrat aynen veya fenol, fistül ağızlarından veya foliküllerden içeriye verilir. Kılların yuvalandığı piyojenik granülasyon dokuları ve diğer patalojik dokular; ilaç etkisi ile hızla erir ve gri bulamaç halinde dışarıya akar. Mikro enstrümantasyonla labirentler ve fistüllerin içi temizlenir. Fistül girişleri gerekirse eksize edilir ve tekrar kıl girmemesi için sütüre edilir. Bu işlemler 15 dakikada tamamlanır. Hastalığın çok ilerlediği bazı hastalarda gerekirse labirentler kısmen veya tamamen açılır, kılların ilerde sorun çıkartabileceği gamzemsi çukurluklar ve kıvrımlar varsa küçük plastik ve estetik müdahale ile düzeltilir. Ama eskiden beri mevcut ve pilonidal sinüs oluşturmamış geniş çukurlara müdahale tavsiye edilmez. İşlem bitince labirentler antibiyotikli pomatla doldurulur ve hasta evine gönderilir. Günlük pansuman ve temizlik ve 1 hafta sonunda kontrole gelmesi öğütlenir. İyi kürete edilmiş labirentler genellile 1 haftada iyileşir. Ancak tavanı açılmış labirentelerin ve sinüslerin tamamen kapanması pansuman yardımı ile 2 ila 3 haftayı bulur. Bu sürenin illa da kısaltılması isteniyorsa, fistüllerin fibrotik duvarları, lokal anestezi altında, kürete veya eksize edildikten sonra sütüre edilir. Bu durumda işlem süresi 30 dakikayı bulur.
Her işte olduğu gibi başarı, dataylarda gizlidir. İşin püf noktalarını iyi bilmek, titizlik yakın ilgi, hasta ve hekim işbirliği başarıyı belirleyen başlıca faktörlerdir. Sadece labirentleri kıldan arındırmak yetmez. Yeni kıl girişimlerine yol açacak mikro girişleri, en küçük şüphe arzeden gamzeleri potansiyel çukurları gidermek şarttır. Kurallara uyulursa, başarı tamdır.
Kıl dönmesinin alternatif tedavisinde, kurallara uyulduğu takdirde, nüks (tekrarlama) ihtimali sadece % 3 – 5′tir. Sebebi de gözden kaçabilecek bazı mikroskobik kıl girişlerinin kalabilmesi veya hijyenik bakım kusuru sonucu oluşabilecek yeni kıl giriş delikleridir. Çaresi dikkat ve hijyenik bakımdır. Nüks halinde metodu değiştirmeye gerek yoktur. Hatta verilen eğitim sayesinde henüz başlangıç halinde iken yakalanacağı için çözüm daha basit ve sonuç kesindir.
Hijyenik bakım, ince sıhhi temizlik demektir; şöyle ki; 1 – Hekimin önerdiği şekilde, hastalar temizlik ve pansumanlara riayet etmeli. Yara veya kıl giriş delikleri iyileştikten sonra, kuyruk sokumu oluğu hergün taharetlenirken yıkanıp silinerek boşta gezen kıllar temizlenmeli. 2 – Kuyruk sokumu sabah akşam giyinirken el ile 3 – 5 saniye fırçalanıp kıl, hav, yün ne varsa uzaklaştırılmalı 3 – Çok kıllı olanlar, 30 yaşına kadar kuyruk sokumu oluğunu, haftada bir kez kıl dökücü krem ile veya cımbızla temizlemeli, kaba etlerini genişçe traş ettirmeli. Otuz yaşından sonra, kuyruk sokumu cildi nispeten daha az terler ve kurur, giderek sertleşip kalınlaşır ve delinme riski kalkar. İster ameliyatla ister ilaçla tedavi olsun tedavi sonrası hijyenik bakım tedavisinin uzun süreli başarı şansını doğrudan etkiler.
Fenol ve gümüş nitrat; labirent dışında kaçırılmadığı sürece hiç bir yan etki oluşturmaz. Kaçırıldığında birkaç gün içinde aynı yerde enflamasyon, ağrı ve akıntı yaparsa da tedavisi lokal anestezi altında debridmanla sağlanır. İlaç hiç bir zaman damar içine verilmediği için sistemik etki oluşturmaz; dokulardan damar içine geçiş veya emilim olmaz; harici yan etki olmaz.
1- Narkoz, yani genel anestezi gerektirmeyen, az invaziv, konservatif ve pratik bir küçük operasyondur.

